Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık sessizliği sona erdi

Okuduğunuz Yazı
Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık sessizliği sona erdi

İçerik

Soru da kişisel değil aslında tamamen kurumsal: CHP ortaya çıkan bir zararı, fail ancak karşı tarafta olduğunda mı adlandırabiliyor?

Geçen hafta CHP Genel Merkezi’nde 81 il başkanı bir araya geldi. Gündem maddelerinden biri de demirbaş dökümüydü. Kemal Kılıçdaroğlu, teşkilat binalarındaki eksik ve zarar görmüş eşyaların tutanağa bağlanmasını, gerekirse savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

Kılıçdaroğlu’nun talimatı için neden diye sormak abes çünkü Özgür özel taraftarlarının bazı şehirlerde partiden ayrılırken arkalarında bıraktıkları görüntüler tartışmalı değil.

Konya’da il binasının duvarları, masaları ve dolapları sprey boyayla karalandı; duvarlarda “satılmış” ve “hain” yazıları vardı. Kayseri’de merdiven boşluklarına hakaretler yazıldı. Ankara’da, 24 Mayıs’taki devir sırasında kırılan kapılar ve savrulan sandalyeler kayda geçti. Bunlar iddia değil, fotoğraflarla kanıtlı net bilgi.

İl ve ilçe teşkilatlarındaki demirbaş dosyası ise henüz tutanak aşamasında; oradaki iddialar için aynı şeyi söyleyemem. Çalma çırpma işleri de bu tabloya ekleniyorsa gerçekten yazık.

Ama o bir başka yazının konusu olsun, daha somut bir veri ortaya konduğunda kaleme alacağımız…

Bugünkü konu bir siyasi geleneğin, kendi içinden çıkanların oluşturduğu tahribata bakarken hangi cümleleri kurduğuna dair…

Sorumluluk hep dışarıda mı?

Aslında burada ilginç bir tutarlılık olduğunu söylemem gerekir.

Hatırlayalım, 2013’te Kılıçdaroğlu Gezi protestolarını desteklediğini açıklayarak Taksim’i ziyaret etmişti. 31 Mayıs’ta polisin geri çekilmesini isteyerek “bu andan itibaren yaşanan her olayın sorumlusu Başbakandır” demişti Recep Tayyip Erdoğan’ı kastederek.

Gezi olaylarında İçişleri Bakanlığı’nın hasar tespitine göre olaylarda 58 kamu binası, 90 belediye otobüsü ve 14 parti binası zarar gördü. Duvarlara yazılan küfürler, kırılan camlar, arkada bırakılan pislik… Bunları saymıyorum bile.

Kılıçdaroğlu’nun o günlerde ortaya çıkan tahribatı, yani Gezi vandalizmini doğrudan adlandıran, eleştiren bir cümlesini aradım, bulamadım. Ben hatırlamıyorum ama yine de baktım. Yine bulamadım demekle yetiniyorum.

Ama 2018’de kurduğu cümle kayıtlı: Gezi, “Onurlu ve barışçıl bir demokrasi hareketi”ydi. Beş yıl geçmişti, ortadan toz perdesi kalkmıştı, bilanço ortadaydı, zarar artık tartışılmaz biçimde kayıt altındaydı. Kılıçdaroğlu o günden bugüne Gezi’deki tahribata, vandalizme yönelik herhangi bir cümle kurmuş değil.

İşte açık ve net biçimde ortada olan kötü bir duruma arkanızı dönüp görmezden geldiğinizde, gün geliyor sizin de başınıza geliyor. Tıpkı başkalarına edildiğinde ses çıkarmadığınız küfür ve hakaretlerin bugün size dönmüş olması gibi, 13 yıldır ayıplamadığınız tahribat da bugün sizin binalarınızda yaşanıyor.

Sadece mala zarar verme değil, aynı döngü bugün tekrar yaşanıyor aslında.

Özgür Özel 24 Mayıs’ta verilen zararın izleri kameralardan görülen CHP Genel Merkezi’nden çıkarken “Herkes kendisine yakışanı yapıyor” dedi. O cümle, binada olan biteni değil, binayı devralanı işaret ediyordu. Konya ve Kayseri görüntülerine dair de YENİ Parti cephesinden doğrudan bir açıklama aradık; onu da bulamadık.

Buna karşı söylenebilecekler…

Diyeceksiniz ki Gezi’ye çok sayıda partili-partisiz insan katıldı; bugünkü tahribatı bırakanlar bir parti kadrosu. İtiraz yerinde.

Ama zaten Gezi’ye katılan herkese vandalizm eleştirisi getirmiyorum. Ayrıca önemli bir kesim Gezi’nin dönüştüğü tabloyu görünce evine geri dönmüştü.

Ama bu benim tezi ortadan kaldırmıyor. Mesele tek başına camı kimin kırdığı değil, kırılan cama dair içeriden bir cümlenin çıkıp çıkmadığı…

Aynı fiile ayrı yaklaşımlar…

Gerçek bir yıkımı, size yakın duranlardan geldiğinde eleştirmemenin ve ‘haklı bir öfke’ olarak görmenin sonuçları var. Bu siyaset biçimi kısa vadede kendi tabanını rahatlatır belki ama uzun vadede kaybeder. Çünkü bir eyleme ad koymayı, onu olduğu şekilde nitelemeyi reddettiğinizde o eylem ortadan kalkmaz; yöntem olarak kalır ve bir gün kalkar, size geri döner.

Bugün Konya’daki duvara bakıp tutanak tutan kadro, on üç yıl önce başka duvarlara bakarken ne demişti, mesele bu. Soru da kişisel değil aslında tamamen kurumsal: CHP ortaya çıkan bir zararı, fail ancak karşı tarafta olduğunda mı adlandırabiliyor?

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Merve Şebnem ORUÇ