15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü etkinlikleri

Okuduğunuz Yazı
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü etkinlikleri

İçerik

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü çerçevesinde bir dizi etkinliğe katıldık. İlk olarak T.C. Doha Büyükelçiliği’nin daveti ile Nedim Şener ile birlikte Katar’a gittik. Burada hem bir medya kuruluşları buluşmasına hem de Yunus Emre Kültür Vakfı’nın düzenlediği bir panele katıldık.

Mevzubahis FETÖ terör örgütü olunca onlarca başlık altında birçok meseleyi tartışma imkânı bulduk. Öne çıkan tartışma başlıklarından biri, İngiltere’nin Hindistan’ı sömürgeleştirme sürecinde kullanılan araçlarla ilgiliydi. İngilizler, Müslüman valiler ve idareciler eliyle Müslümanları nasıl yönetip itaatkâr hâle getireceklerini tecrübe etmişlerdi.

FETÖ terör örgütünün yapısını ve işleyişini incelediğimiz zaman Anglo-Amerikan işgal tecrübesinden etkilenerek kurulmuş, uluslararası istihbarat örgütlerine dayalı, dinî yapıyı etkin bir şekilde kullanan ve devletin en derin hücrelerine sızan karmaşık bir örgüt ile karşılaşıyoruz.

Elbette FETÖ terör örgütü, Türkiye’de din ve devlet ilişkilerinin sorunlu olmasından, dinî eğitimin yasaklanmasından ve dindar kesimlerin baskı altında olmasından fazlasıyla istifade etmişti.

Anadolu insanı saf ve temiz dinî duygularla örgüte yaklaşırken örgüt, bir yandan Hasan Sabbah’tan bugüne dinî duyguların istismar edilmesine dayalı siyasi geleneğe yaslanmış, diğer yandan küresel ölçekte muazzam bir mali ve insani sermayeyi yönetmeyi başarmıştı.

Devlet ve hükümet örgütle yüzleştiği zaman örgütün Türkiye için yarattığı tehlikenin muazzam boyutlara ulaştığı ancak anlaşılabilmişti. Hatta 2010 yılından sonra devletin gücü ile örgütün gücünün neredeyse eşdeğer hâle geldiği dahi söylenebilirdi.

PKK ile aşırı sol terör örgütlerinin aksine FETÖ terör örgütü, doğrudan devlet yapısı içerisinde örgütlendiği için diğer terör örgütlerine göre çok daha etkili bir yapılanma oluşturmayı başarmıştı.

15 Temmuz’dan önce de Türkiye askeri müdahaleler ve darbeler yaşamıştı. NATO kontrolünde gerçekleşen askeri darbeler, devlet yapısını ele geçirip sivil siyaset üzerinde hâkimiyet kurmayı amaçlamıştı. Oysa FETÖ terör örgütünün kalkıştığı darbe girişimi başarıya ulaşmış olsaydı sokak hareketlerinin Türkiye’yi ciddi bir iç savaşa sürüklemesi, hatta ülkenin bölünmesi dahi söz konusu olabilirdi.

Katar’daki panelde belirttiğim gibi bir kişinin ailesine sahip çıkması ile milletin ve devlet erkanının devletine sahip çıkması arasında bir özdeşlik vardır. Tıpkı ailesini dirlik ve düzen içerisinde koruyup büyüten bir kişi gibi millet ve devlet erkanı da devletin birincil sorunlarına titizlikle ve özenle yaklaşır.

Katar gibi küçük ama önemli bir ülkenin Türkiye Büyükelçiliği, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü sebebiyle medya kuruluşlarının katıldığı panel ve toplantılar düzenleyip Türkiye’nin demokrasi mücadelesi hakkında İngilizce ve Arapça makaleler yayımladı. Bu durum, kamu idaresinde sivil siyaset ve demokrasi bilincinin ne denli yükseldiğinin bir göstergesi olsa gerekir.

Yine Mardin Artuklu Üniversitesi’nde 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü sebebiyle birçok siyaset bilimcinin, sosyoloğun, gazetecinin ve öğrencilerin katılımıyla bir panel gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin Katar Büyükelçiliği’nde tecrübe ettiğimiz aynı hassasiyet ülkemizin birçok üniversitesinde de sergileniyor. Her 15 Temmuz’da akademisyenlerin ve öğrencilerin katılımıyla Türkiye’nin demokrasi mücadelesi hakkında ciddi bir kamuoyu bilincinin oluşturulduğunu gözlemliyoruz.

Bugün iç savaş içindeki Suriye’ye baktığımız zaman kamu kurum ve kuruluşlarının, sivil toplumun ve kanaat önderlerinin yok olmaya yüz tuttuğu bir ülkeyle karşılaşıyoruz. Ülkenin “Afrikalılaştırılması” olarak tanımlayabileceğimiz bu süreç, ilgili ülkede bir birlik ve düzen oluşturma kapasitesinin ortadan kalkmasıyla sonuçlanıyor.

İşte FETÖ terör örgütünün amacı da ülkenin kamu kurum ve kuruluşlarının, sivil toplumunun, akademisinin ve savunma sanayisinin çökertilmesi sonucu Türkiye’nin Afrikalılaştırılmasıydı.

Türk milleti devletsiz yaşamaya alışık olmayan bir millettir. İşte bu nedenle Suriye’de yaşanan süreci yakından takip etme şansı bulmuş Türk milleti, milleti devletsiz bırakma tehdidi karşısında topyekûn ayaklanmış ve bu ajan şebekesinin oynadığı oyunu bertaraf etmeyi başarmıştır.

Elbette 40 yıllık bir geçmişi olan bir örgütü birkaç yılda yok etmek mümkün olmadı. Tıpkı uyuşturucu bağımlıları gibi örgüte bağımlı hâle gelenlerin örgüt olmadan yaşaması mümkün değildi. Bu nedenle bir yandan örgütün lider kadrosuyla mücadele edilirken diğer yandan örgüte bağımlı hâle getirilmiş insanların örgütle ilişkilerinin kesilmesi gerekti.

15 Temmuz’da vatanına, milletine, devletine sahip çıkan milyonların Türkiye’nin bu demokrasi mücadelesini her daim diri tutması, bu mücadeleyi kesintisiz bir şekilde sürdürmesi gerekir.

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
İhsan Aktaş