AMERİKA VE TÜRKİYE FARKI

Okuduğunuz Yazı
AMERİKA VE TÜRKİYE FARKI

İçerik

Amerika’daki ara seçimler bitti nihayet.
Bakmayın siz sonuçlar üzerinden kopartılan fırtınaya.
Cumhuriyetçiler senatodaki çoğunluğunu korurken, Demokratlar temsilciler meclisinde çoğunluğu ele geçirdiBu arada tarihinde ilk kez 2 Müslüman kadının kongreye girmesi kenar süsü gibi kaldı.

Bu gelişmenin de seçmenin tercihleriyle değil, tıpkı Zenci bir Amerikalı’ nın, Obama’ nın Başkanlık seçimini göğüslemesi gibi bir plan dahilinde olduğu belli.
Şimdi 2020 deki genel seçimlere odaklı her şey.
Amerika’da yapılan seçimler üzerinden Türkiye ile ilgili bir kıyaslama yaparsak esas odaklanmamız gereken noktayı yakalamış oluruz.

Demokrat ya da Cumhuriyetçi bir Başkanın seçilmesi Amerika için siyasi enstrümanların yenilenmesi anlamına geliyor. Yeni yüzler, yeni şahsiyetler ve yeni planlar.
Ama değişmeyen tek şey Amerika’ nın milli menfaatleri.
Yani yönetime kim gelirse gelsin farklı söylemlerde bulunsa da devletin dinamikleri değişmiyor.
Şu anda Trump değil de Hillary başta olsaydı Amerika ile Türkiye arasındaki ilişkiler daha mı farklı olacaktı zannediyorsunuz?
Asla.

Çünkü Amerikan çıkarları neyi emrediyorsa emperyal amaçlar doğrultusunda şekillendirilen milli politikayı kimse değiştiremez.
Siyasi analistlerin Hollywood senaryolarının da yönlendirmesiyle yaptıkları değerlendirmeler bu nedenle hep güdük kalıyor.
Gelelim asıl meselemize.
Türkiye’ de yaklaşan yerel seçimler ışığında değerlendirelim konuyu.

Hatta bir adım ötesine giderek, Demokrat, Cumhuriyetçi çatışmasını ve kavgasını)) Türkiye üzerine uygulayalım.
Teşbihte hata olmaz. AK Parti’ nin toplumsal olarak değil ama matematiksel olarak karşısındaki rakip CHP.
Ana muhalefet partisi gibi önemli bir misyonun gereğini yapamasa da ülke gerçeğimiz bu maalesef.
Şimdi yönetimin başında Tayyip Erdoğan değil de, CHP nin yani ana muhalefetin adayı Muharrem İnce’ nin olduğunu ve seçimlerde de 1. Parti çıkıp çoğunluğa CHP nin sahip olduğu bir meclis düşünün.
Bu satırları okuyan herkesin dudaklarından dökülen ilk sözlerin “Allah korusun” olacağını tahmin etmek zor değil.

Böyle bir projeksiyonda CHP’ nin çizdiği rotanın ülkeyi götüreceği uçurumları, milletin kazanımlarının nasıl bir bir elinden alınacağını ön görmek yanlış olmaz.
Terörle mücadelede yakalanan tarihi başarının nasıl heba edileceğini söylemek de yanlış olmaz.
Bölgedeki oyunları okuyamadığını attığı her adımda teyit eden CHP’ nin dış politikadaki eksen kaymasına neden olacak politikalarının ülkeye nelere mal olacağını da unutmayın.

Suriye’li mazlumları kamyonlara doldurup sınırda Esad’ ın katillerine teslim edeceğini açık açık söylüyorlar.
Gelecek nesilleri ipotek altına sokacak sonuçları düşünmeden Suriye politikasında Esad’ ın dümen suyuna balıklama atlayacak bir iradeden söz ediyoruz.

Amerika örneğine dönelim yeniden.
Hillary, Trump ya da Demokrat ve Cumhuriyetçi penceresinden bakın.
Eğer Hillary iktidarda olsaydı, Türkiye’ nin ezber bozan hamlelerinden rahatsız olup Erdoğan’ı devirmek için her yolu deneyen Trump yönetiminden farklı bir siyaset mi izleyecekti?

FETÖ papazını paketleyip teslim mi edeceklerdi bize?
Suriye’deki yıkımın mimarı olarak, YPG ye tırlar dolusu silah ve mühimmat yollamayacak mıydı?
İran’ı emperyal hedeflerine tehdit olarak gören, Çin’in ekonomik büyümesini engellemek için ölümüne mücadele eden bir politikadan vaz mı geçecekti?
Elbette hayır.

Amerika’nın her planı tıkır tıkır işleyecekti.
Sadece mevcut görevlerdeki değişen isimlere şahit olacaktık.
Gerisi, Amerika’ nın ali menfaati olarak değiştirilmesi ve tartışılması bile mümkün olmayan ulusal politikalar olarak aynı çizgiyi koruyacaktı.
İşte Amerika ile Türkiye arasındaki en büyük fark bu bence.

Bu fark kapanmadığı müddetçe de milletçe her seçimde elimiz sandığa giderken pür dikkat olmak zorundayız.
Aman canım altı üstü belediye başkanlığı, genel seçimler değil ki mantığı sinsi sinsi kabul ettirilmeye çalışılıyor.

Ama işin aslı öyle değil. Yerel seçimlerde alınacak sonuçlar hükümete, Başkanlık sistemine ve Erdoğan’a yönelik yıpratma hamleleriyle direkt ilişkili.
Danıştay’ın andımız kararı…
Sayıştay raporundan cımbızlanarak medyaya servis edilen detaylar…

Dursun Çiçek’in :” Onları İktidardan indirin bakın biz onları nasıl yargılıyoruz diyen başsavcılar var” açıklaması…
Son günlerdeki provokasyon girişimleri…
İşte hepsi yerel seçimleri etkilemeye yönelik hamleler.
Bu yüzden işi sıkı tutmak gerekiyor.
Eski Türkiye’nin karanlık günlerine özlem duyanların oyunlarını bozmak lazım.

Bir tarafta Savunma Sanayi Müsteşarlığı’ nın Cumhurbaşkanlığına bağlanıp bürokrasinin ve her türlü engellemenin önüne geçen bir anlayış var.
Savunma sanayi projelerini anlatmayacağım tek tek.
Ama sadece yerli ve sesten 8-10 kat daha hızlı elektro manyetik silahımız “Sapan” ın menzilini geliştirmek için kafa yorulmasıyla, Kılıçdaroğlu’ nun “andımız ve gasp ettikleri İş Bankası hisseleri” temelinde yürüttüğü siyaseti karşılaştırın ve ülkeye ne kazandırır ne kaybettirir siz söyleyin.
Üstelik Kılıçdaroğlu ile sınırlı değil bu vizyonsuzluk ve gayrı milli duruş.

CHP’ nin her kademesindeki siyasetçinin sözlerini düşündüğünüz zaman, CHP nin söz sahibi olduğu bir iktidarın hayal edilmesi bile ürkütüyor insanı.
Akdeniz’de küresel enerji oyununda yaptığı hamlelerle Türkiye’ nin kararlılığını ve gücünü her platformda gösteren Başkan Erdoğan’ın vizyonuyla, Akdeniz denilince aklına “Akdeniz akşamları bir başka oluyor” şarkısı gelen Kılıçdaroğlu’ nu karşılaştırın!
Dedik ya seçimlerden çıkacak sonuçları iktidarın el değiştirmesi olarak görüp, nasıl olsa temel amaç ülkeyi kalkındırıp, geliştirmek, milli menfaatleri her şeyin üstünde tutan bir anlayışın değişmeyeceğini hayal etmek saflık olur.

Bırakın her şeyi FETÖ konusundaki duruşunu dikkate aldığınız zaman bile çıldırmamak elde değil.
Ülkeye ve millete verdiği zarar ortadayken, her konuda FETÖ avukatlığına soyunan bir anlayışın, iktidarı ele geçirince yapacağı uygulamalar korkunç olur.
Kuru söylemlere hapsolmuş bir zihniyetin FETÖ gibi milletin hiç değişmeyecek kırmızı çizgisini bile fütursuzca çiğneyebildiğini hiç unutmadan ve FETÖ konusunda attığı adımları yapacaklarının bir göstergesi olarak görüp ona göre önlem almak milli bir görevdir.
Bu anlattıklarının yerel seçimlerle ne ilgisi var diye düşünmeyin.

Hepsi birbiriyle ilişkili. CHP zihniyetinin politikalarını hatırlayarak, ülkeyi teslim etmediğimiz ve etmeyeceğimiz bir siyasi anlayışın yerel seçimlerde de ilimizi, ilçemizi yönetmesine de izin vermemek lazım
CHP’nin, HDP’nin ve İP’in ittifak halinde adeta tek ses olarak ve Erdoğan düşmanlığı temelinde yürüttükleri çalışmayı düşünürsek, yerel seçimlere yüklenen anlam daha iyi anlaşılır

Son zamanlarda yerel seçimler üzerinden yürütülen algı operasyonlarında özellikle AK Parti’ nin ve Erdoğan’ ın hedef alınarak yıpratılmak istenmesine müsaade etmeyelim.
Hatalar yok mu?
Elbette var.

Ama bu hatalar ülkenin hiçbir kurumunu CHP zihniyetine teslim etmek için yeterli bir mazeret değil.
Tıpkı genel seçimlerdeki gibi yerel seçimlerde de aynı hassasiyetle davranmak hepimizin görevi olmalı.
Eleştirme bahanesi ile yürütülen yıpratma faaliyetlerini görünce bunun da planlı bir operasyonun bir parçası olduğunu düşünmeden edemiyoruz.

Özellikle AK Parti ve Reisci görünen sahtekarların son zamanlardaki zehirli söylemleri de bunun kanıtı.
Ama aylar öncesinden geleceği belli olan bir seçime eski yıldızları kırpıp kırpıp yenilik diye millete kaktırmaya çalışan bir CHP nin varlığını hiç unutmayın.

Muhalefette kalmayı meslek edinmiş bir partinin vizyonsuzluğunu ve çapsızlığını görünce CHP li seçmen bile bunu hak etmiyor diye düşünüyor insan.
Ülkücü kökenli Mansur Yavaş’ı hala en güçlü aday olarak pazarlayan bir zihniyet ne partisine ne de Türkiye’ye umut olamaz.

Ana muhalefetin de “yok aslında birbirimizden farkımız hepimiz Türkiye sevdalısıyız” çizgisine gelene kadar mücadeleye devam.

Bu çarpık zihniyeti sırtımızda taşıyıp, milletin kazanımlarına ortak etmek bize zor gelmesin, asla yılmayalım. Yeter ki CHP faşizmine iktidar şansı vermeyelim. Yerel seçimler de, genel seçimler gibi çok çok önemli. Milletin kazanımlarını gördükçe duydukları acı, kin ve nefret, takdir duygusuna dönüşünceye kadar çalışmaya devam.

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Tahsin YILDIZ