Bu neyin cesareti?

Okuduğunuz Yazı
Bu neyin cesareti?

İçerik

Ülke, kuşkusuz tarihinin en önemli seçimlerine hazırlanıyor. “Aday yıprandı, yıpranmadı” derken Altılı Masa karşımıza belki de en “yıpranmış” 2009 yılından beri 9 seçim kaybetmiş siyasi figürünü çıkardı. Şimdiden ORC gibi araştırma şirketleri aday tercihleri konusunda Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüzde 10’dan yüksek farkla Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde olduğuna dair sonuçlar yayımlıyorlar. Muhalefet adayını açıklamakta bu kadar gecikmişken, anket sonuçlarının bu kadar hızlı çıkması da bayağı düşündürücü!

Uluslararası basını takip ettiğimizde ise, uzmanlar tarafından aynı düşüncenin paylaşılmadığını görüyoruz. Yıllarca Erdoğan’ın iktidardan gitmesi için mücadele etmiş ülkelerin basınında bile İngiliz The Guardian gazetesinde olduğu gibi “74 yaşındaki liderin yirmi yıl sonra Erdoğan’ı yerinden edecek karizmaya sahip olmadığına” vurgu yapılıyor. Fransız Ouest France gazetesine göre ise, Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısında “muhalefetin zayıf umudunu” temsil ediyor.

Bütün bunlara rağmen, muhalefet seçimleri kazanacağından bir hayli emin. Öyle ki şimdiden koltuk dağılımı yapılmaya başlandı. Yıllardır “güçlendirilmiş parlamenter sisteme” geçeceğini söyleyen muhalefet, şimdi ise “güçlendirilmiş cumhurbaşkanlığı sistemi” kuruyor gibi. Neden derseniz, Kılıçdaroğlu, seçilmesi durumunda, daha önce Cumhurbaşkanlığı adaylığı için defalarca adı geçmiş olan Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın da dâhil olduğu “7 tane partili” yardımcı ile çalışacak. Bir başka deyişle, Altılı Masa’nın şu anki haline baktığımızda da anlayacağımız üzere, her kafadan bir ses çıkacak olan 8 kafalı bir sistem kurulacak.

Peki, nasıl oluyor da muhalefet kendinden bu kadar emin? Şu anda muhalefetin seçimleri kazanmak için elindeki en büyük koz PKK ile bağlantıları aşikâr olan HDP’nin seçmenlerinin de oylarını almak. Meral Akşener ve Selahattin Demirtaş birbirlerine göstermelik mektuplar yazadursunlar, HDP, ilan ettiği 11 maddelik tutum belgesiyle yerel özerklik ve askeri operasyonların durdurulması gibi taleplerini kabul ettirmekte kararlı.

Tehditler havada uçuşuyor

Özerklik talepleri havada uçuşurken, Altılı Masa’nın seçim sloganı “yargılanacaksınız” olsa yeridir. Bunu sosyal medya deneyiminizde hepiniz mutlaka yaşamışsınızdır. Saygı çerçevesinde sadece fikirlerinizi beyan ettiğiniz en masumane paylaşımınızın altına bile “yargılanacaksın” yazan, ismi cismi belli olmayan, az takipçili hesaplar doluşuyor. Bunlar nereden çıkıyor, kimler tarafından finanse ediliyor bilinmez. Ama şöyle bir gerçek var ki bu tehditler artık bot hesaplar tarafından değil alenen yüksek takipçili hesaplar tarafından yapılıyor.

Örnek vermek gerekirse, geçmişte PKK’lı Murat Karayılan ile verdiği pozla hafızalara kazınmasına rağmen AK Parti iktidarında özgürce muhalif gazetecilik mesleğini icra edebilen Şirin Payzın iktidar destekçilerini “troll” olarak adlandırarak yargılanmakla tehdit ediyor. Yunus Günce isimli oyuncu ise, “15 Mayıs sabahı hepiniz çöpsünüz. Ne yapsanız işe yaramayacak. (…) Limon satabilirsiniz. Korsan taksici olabilirsiniz” sözlerini sarf ettiği akıllara ziyan bir video yayımlıyor.

Altılı Masa’nın içindeki “koltuk mücadelesi” istikrarsız koalisyon dönemlerini hatırlatırken, bu tarz tehditler de ülkenin yargılama hatta asma hikâyeleri ile dolu hazin ve utanç verici geçmişini hatırlatıyor.

Muhalefetin bu millete vadettiği insan hakları, özgürlük ve demokrasi yalanı altında tehdit, şantaj, nefret dili ve kaos yatıyor. Sosyal medyada karşı zihniyetteki kişilerle tartışırken şunu sordum: “Troll diye ifade edilen insanlar ne yapmış? Teröre çanak mı tutmuş bazıları gibi? Vatanına ihanet mi etmiş? Eline silah alıp dağa mı çıkmış?  İnsanları böyle tehdit edecek cesaret nereden geliyor?”. Bana verilen cevap ise böyle tehditler geliyorsa “bir bildiklerinin olduğu” ve “yarın kimlerin neyi terör kabul edeceğine bağlı olarak teröre destek vermiş olabileceğimiz” yönünde. Bu cevaplardan aslında çıkarılacak çok anlam var. Yurt dışında başta FETÖ’cüler olmak üzere iktidar karşıtı çevreler, Erdoğan’ın uluslararası mahkemelerde yargılanması için çabalıyorlar. Yarın aynı zihniyet ülkemizde iktidarı ele geçirirse, Cumhurbaşkanı ve destekçilerini “terörist” ilan etmeyeceği ne malum?

Hep dediğim gibi, bu seçim, diğer hiçbir seçime benzemiyor. Bu sefer mevzu bahis olan milletimizin birliği ve vatanımızın bütünlüğü. Bu yüzden topyekûn hepimiz kendinden başkasına yaşama hakkı tanımayan bu baskıcı zihniyete karşı mücadele vermeliyiz.

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
80%
Beğendim
20%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%