Çadırda Kurulan Osmanlı Boğazda Bir Yalıda Yıkıldı

Okuduğunuz Yazı
Çadırda Kurulan Osmanlı Boğazda Bir Yalıda Yıkıldı

İçerik

Geçen hafta, büyükçe bir geminin İstanbul Boğazı’ndaki maddi değeri 85 Milyon Dolar olan Hekimbaşı Yalısına çarpmasıyla birlikte tüm gözler boğaz trafiğine, gemi güvenliğine ve gemilerin oradan geçmesini sağlayan Montrö Boğazlar Sözleşmesine çevrildi.

Evet yanlış okumadınız. Hemen hemen her ay en az bir yalının ve boğaz trafiğinin dümeni kilitlenen bir gemi yüzünden tehlikeye girmesi, yüreklerin ağızlara gelmesinin tek sebebi maalesef 1936’da imzalanan ve geçerlilik süresi 20 sene olduğu için 1956’da biten ama alternatifi olmadığı için hala uygulama sahasında kalan “Montrö Boğazlar Sözleşmesi’dir.”

Fakat asıl tehlike kıl payı atlatıldı. Üstelik hiç kimsenin farkına varmadığı büyük bir tehlike;

Amucazade Hüseyin Paşa Yalısı…

Sevgili dostlar;

Geminin çarpmasıyla enkaza dönüşen Hekimbaşı Yalısı’nın üç beş yalı gerisinde boğazın en eski, en köklü ve tarihi anlamda bir döneme şahitlik yapmış, üç kıta yedi iklime hükmeden koca Devlet-i Âli Osman’ın çöküşünü görmüş kendisi tarih bir yalı;

Amucazade Hüseyin Paşa Yalısı…

Biz bu tarih kokan ve Osmanlı’nın yıkılışan şahitlik yapan yalıyı neden bilmiyoruz? O gemi Hekimbaşı Yalısı yerine bu yalıya çarpsaydı nasıl bir felaket olacağının acaba farkında mıyız?

Ağızlara pelesenk olmuş meşhur bir hakikat vardır;

Osmanlı 400 çadırla bir ovada kuruldu. Kuruluşundan 200 sene sonra 23 milyon km2.ye ulaşan büyüklüğü ile dünyanın en büyük ve en kudretli devleti haline gelen Osmanlı bir süre sonra ne yazık ki bu yükseliş ve kudretini muhafaza edemedi ve yıkılışa geçti. İşte bu noktada, tam bu noktada boğazın Anadolu Yakasında İkinci köprünün ayağında bulunan bir yalı başrol oynamaktadır.

Zira, devlete neredeyse üç Türkiye büyüklüğünde toprak kaybettiren “Karlofça Antlaşması” nın taslak metni ve maddeleri işte bu yalıda hazırlandı.

Yalı, Nazım Divanı’nda bulunan bir tarih beytine göre 1699 senesinde inşa edilmiştir. Hüseyin Paşa, Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’nın amcasının oğlu olduğu için “Amucazade” lakabıyla anılmıştır.

Amucazade Hüseyin Paşa, birçok memuriyetlerde ve Kara Mustafa Paşa ile Viyana kuşatmasında bulunmuş, 1687 senesinde sadrazamlığa getirilmiştir. Yalının 300 yıllık hayatı içinde tarihe geçmiş birçok günleri vardır. 1699 Karlofça Muahedesi’nden sonra, Avusturya’dan sefir olarak İstanbul’a Virmond gönderilmişti.

Nemçe sefirine verilen ziyafet en parlaklarından biri olmuştu. Sefirler (o zamanki deyimiyle süfera), arkalarında sayısız kayık olduğu halde, üçyüz kürekçinin çektiği kadırga ile boğazdaki bu yalıya gelmişlerdi. Çeşitli, spor, hokkabazlık gösterileri arasında çok kalabalık bir saz heyeti de icrayı sanat etmişti.

Mermer fıskiyesi, çiçek ve geometrik şekillerle süslenmiş tavanları ihmalkarlığın sonucunda harap olmuş durumda. Yıllardır sürdürülen girişimler sonunda binada restorasyon ancak başladı. Bir Mevlevi olan Hüseyin Paşa, Osmanlı’da görev yapan Köprülü ailesinden gelen beş sadrazamın dördüncüsüydü.

Şu an bu yalı harabe halde ya bir geminin kendisine çarpmasını ya da zaman yenik düşerek yıkılmayı beklemektedir. Üstelik bu bakımsızlık ve ilgisizlik bugünlere has değildir. İstanbul üzerine kitaplar yazan ve edebiyatımızda Türk olmamasına rağmen büyük yer tutan Fransız Pierre Loti 1910’larda ‘Amcazade’yi kurtarın’ diye feryat etmişti,[1] 1910’da yapılan bu feryadı acaba ne zaman duyacağız? 

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Ahmet ANAPALI