Caydırıcılık savaş yığınağı değildir
ABD füzeleri Türkiye’ye ulaşabilir diye telaşta mıyız? Kuş uçuşu, iki başkent arasında 9 bin kilometre mesafe var. ABD’nin LGM Minuteman füzesinin menzili 14 bin kilometre.
Yıldırımhan’ın ismi-cismi açıklandığından beri, dost (!) ve dost olmayan ne kadar çevre, mihrak, kaynak, TV kanalı, medya kuruluşu varsa, sanki başka bir nokta ile mukayese edemezlermiş gibi, bu roketin ABD’ye ulaşabileceğini vurguladılar; vurgulamaya devam ediyorlar. “En Uzun Menzilli Füzemiz Hazır” başlıklı, yapay zekaya hazırlatılmış 45 saniyelik bir tanıtım filmini kare-kare, didik-didik eden bu kuruluşlardan bir kısmı, hayali bir yerküre haritası üzerinde temsili bir roketin geçtiği yerlerden birinin “Kuzey Amerika’ya benzediği” sonucuna varıyorlar.
Hatta, adının “Financial” değil “Siyonist” Times olması gereken bir gazete, daha da ileri giderek, “Türkiye, ABD anakarasını vurabilecek kapasitede olduğu iddia edilen yeni kıtalararası balistik füzesini tanıttı. Videoda füzenin, menzilinin çok ötesindeki Amerika’daki nükleer tesisleri vuruyormuş gibi görünmesi dikkat çekti” diye yazdı. Gazete bununla da yetinmedi, “Türkiye’nin videosunda silahın ABD müttefikini vuruyormuş gibi görünmesi ters tepkilere yol açtı” diye yorum da yaptı.
ABD’nin Minuteman füzesinin menzili her yıl uzuyor; askeri kaynaklarda füzenin en son sürümünün, ister Atlantik, ister Pasifik tarafından atılsın, Moskova’ya, Pekin’e eriştiği görülüyor. Ama ne Rusya, ne de Çin, “Vay, Amerika bizi vurabilecek füze yaptı!” diye ayağa kalkmadı; gazeteleri manşetler atmadı; TV’leri dönüp-dönüp videolar yayınlamadı. Çünkü Çin de Rusya da bu hipersonik, kıtalararası balistik füzelerin, daha da ötesi, ABD’nin bu füzelerin ucuna takılabilen nükleer silahlarının da kendileri için tehdit değil, sadece “caydırıcı unsur” olduğunu bilirler. Caydırıcı unsur niteliğindeki silahlara karşı sizin de başkalarını olası kötü niyetlerden vaz geçmeye ikna edebilecek yeteneğiniz vardır; yoksa edinmeye çalışırsınız. Sonra bu karşılıklı dengenin verdiği huzur ve güven ortamının sürmesi için uluslararası düzenin iyi bir oyuncusu olmanın şartlarını yerine getirirsiniz.
Ne kadar Türkiye kaçkını FETÖ’cü, askeri vesayetçi sözde bilim insanı varsa onların kerameti kendinden menkul, başka ciddi bir yerde yayınlanması imkanı olmayan yazılarını yayınlayarak ifade özgürlüğünü Türkiye düşmanlığı seviyesine indiren gazete, bu yeni silahın, sadece menzilini değil, ama mesela tanıtım toplantısında Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in konuşmasına da yer verebilirdi.
MSB Ar-Ge birimi tarafından geliştirilen ve Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği en büyük ve en uzun menzilli füze olma özelliği taşıyan kıtalararası hipersonik füze Yıldırımhan’ın NATO müttefiki Türkiye’nin ittifak savunması açısından sağladığı katma değerin İngiliz, Fransız, Alman, Amerikan gazetelerinde de yer alması; İspanya ve İtalya medyasındaki analizlere benzer (illa onlar kadar övücü olması gerekmeyen) analizlere konu edilmesi ne kadar yerinde olurdu.
Dost ve müttefik İngiltere’nin bu gazetesi, mesela ABD’nin AB’ye sağladığı caydırıcı şemsiyenin kalkması ile, Avrupa’nın savunma altyapısının Türkiyesiz olamayacağını söyleyen İngiltere başbakanına kulak verebilirdi. Savunma Bakanı Güler, “Türk savunma sanayii çok değerli yatırımlar neticesinde bir yandan üretim kapasitesini artırırken, aynı zamanda bilgi temelli Ar-Ge’deki ve yüksek teknolojiyi geliştiren bir ekosisteme de dönüşmüştür,” diyerek Türkiye’nin küresel sistemdeki yeni yerini de vurgulamış oluyordu. Bunun böyle bir analiz yerine “ Türkler Amerika’yı vurabilecek füze yaptı!” ilkelliği ile sunulması, kim bilir belki de kendileri Siyonist ilişkileri açısından vurgulanması ihtiyacından doğuyordu.
Gazetenin yayın yönetimine hatırlatmak gerekir ki, caydırıcılık caydırıcılıktır; savaş yığınağı değildir; caydırıcılık sadece kötü niyetinde ısrar kararlılığı olanları düşündürmelidir; Londra gazetelerini değil!





