Danıştay’a ne danışılır, Sayıştay neyi sayar?

Okuduğunuz Yazı
Danıştay’a ne danışılır, Sayıştay neyi sayar?

İçerik

Teşbih mazur görülürse şu söz aslında son dönem Türkiye’sinin özeti gibi: “Öyle bir coğrafi konum ki bir gün gündemi takip etmesek ertesi gün Ashab-ı Kehf gibi uyanıyoruz.”

Hakikaten de öyle değil mi? Geçtiğimiz 1 hafta veya 10 günlük süreci hiç takip etmeyen birinin halini düşünün:

-Ne, Brunson gitti ve Trump’la mı görüştü?

-Cemal Kaşıkçı da kim?

-Konsoloslukta adam mı öldürmüşler, kim öldürmüş, niye öldürmüş?

-Andınız meselesi de nereden çıktı, o konu kapanmamış mıydı?

-635 güvenlik korucusu görevden mi uzaklaştırılmış?

-McKinsey derken başkanım?

-İşbankası’ndaki CHP hisseleri hazineye mi geçiyor?

-Şişecam da mı CHP’nin elindeymiş?

-Döviz, zamlar, fırsatçılar, yerli üretim logosu?

Aslında milletçe bu hıza alıştık, bu hızı sevdik. Hatta gündemde fazla bir şey olmayınca, “Ne oluyor oğlum, fırtına öncesi sessizlik mi, darbe kalkışması mı olacak?”moduna girmekte pek de zorlanmıyoruz. Daha geçen hafta McKinsey ve danışmanlık işini konuşuyorduk, çoktan unutuldu. Hatta şimdi bu konuda makale yazmaya kalksan Türkiye’nin herhangi köşesindeki lise talebesi size derhal “Biliyoruz bunları babacım” diye burun kıvırabilir.

Son konumuz Danıştay ve andınız! Türkiye’de “andınız” yasaklanmadı, 7-11 yaş arasındaki çocuklarımıza “zorla okutulma” durumu ortadan kaldırıldı ve bu 5 senedir böyle! Dileyen çocuğuna istediği andı söyletebilir. İşi “Türklük” mevzusu olarak düşünmeyin. Herkes kavmini sever, biz de kendi kavmimizi yani Türk milletini seviyoruz. Ancak üstünlük kavimde değil takvadadır. Kürt ile Türk’ün, Alman ile Fransız’ın farkı kültürlerindedir ve bir Müslüman Allah’ın emirlerine aykırı olmadığı sürece kendi kültürünü yaşar. Toplum olarak bunu aştık, lakin eski konuları ısıtıp bize tekrar yedirmeye çalışanlar da var!

MHP lideri Devlet Bahçeli bu konuda sessiz kalamazdı, çünkü seçmen tabanı ondan itiraz bekliyordu. Eminim, Danıştay’ın önüne bu konuyu getirip karar vermesini sağlayanlar bunu düşünmüştür. 5 sene sonra raflardan indire indire bu mevzuyu indirdiler!

Danıştay “kaldırılırsa” ne olur, Türkiye’de ne değişir? Bir vakitler DGM’ler vardı, yani Devlet Güvenlik Mahkemesi! Şimdi yok ve Türkiye bunun eksikliğini hiç hissetmiyor.

Danıştay’a kim, neyi danışıyor? Sayıştay neyi sayıyor? Yargıtay’da verilen yargı ne? Anayasa Mahkemesi şayet yasaları çiğneyenlere bakıyorsa normal mahkemeler yasalara uyanlara mı bakıyor? Ne oluyor? Türkiye gereksiz yargı kıskacında mı?

Avukatların işine karışmış olmayalım ama şu anlatacaklarımızı da herkesin vatandaş olarak zaten biliyor olması gerekir, biz hatırlatmış olalım ve hasbihal edelim.

Birçoklarımız Danıştay-Sayıştay gibi kurumların “darbe dönemi ürünü” olduğunu zannederiz. Aslında bu kurumlar Osmanlı’dan bugüne kadar gelmiştir. Detaylara çok girmeden kısaca özetleyelim:

Danıştay idari konularda gerçekten de “danışılan” bir kurumdur ve hükümete yardımcı kuruluştur. Fakat “andınız” gibi mevzular bu mahkemenin görev alanında değildir. Yani Danıştay hükümetin aldığı kararı ortadan kaldıramaz. 15 dairesi bulunan Danıştay’da 8. Daire üyesi 5 kişi var. Bunların 3’ü veya 4’ü “Biz şu kararı tekrar getiriyoruz” diyemezler. Ama işte “andınız” mevzusunda dediler ve bakın toplumda karışıklığa sebep oldular. Bunun ana nedeni Danıştay’ın haddini, hududunu, görev ve yetki alanını aşması ve kendisini TBMM yerine koymasıdır. Türkiye’yi 3 tane Danıştay üyesi yönetecekse 50 milyon kişi sandığa gidip 600 milletvekilini boşa seçmesin de vakit kaybetmeyelim.

Danıştay idari yargıdaki konularda üst mahkeme iken, Yargıtay adli konularda üst mahkemedir. Yani her ikisi de özünde temyiz mahkemesidir. Vatandaş olarak mahkemenin verdiği kararı doğru bulmazsan Yargıtay’a gidersin ve onlar gerekirse kararın yeniden görülmesi için mahkemeyi uyarır. Mahkeme tekrar yargılar ve “uygun görürse” aynı kararı verir. Bunun üzerine Yargıtay daha geniş bir katılımla toplanır ve verdiği karar kesin hüküm olur.

Sayıştay bir muhasebe divanıdır. Kamu kurumlarının bütçelerini TBMM adına denetler. Gerekli ve yerinde bir kuruluştur.

Hülasa; bu mahkemelerin ortadan kaldırılmasına lüzum yok, bilakis gerekli kuruluşlar; ama hudutlarını ve görev alanlarını bilmeleri gerekir. Bilmeyenlere de gerekli yaptırımların uygulanması gerekir. Hiç kimsenin toplum huzurunu bozmaya hakkı yoktur ve MAHKEME KADIYA MÜLK DEĞİLDİR!

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Hacı YAKIŞIKLI