Hazar’da birbirine değen iki savaş

Okuduğunuz Yazı
Hazar’da birbirine değen iki savaş

İçerik

Hazar zaten Ukrayna-Rusya savaşının bir parçasıyken, şimdi ikinci bir savaşın, İran-ABD savaşının da değdiği kritik bir nokta oldu.

Hazar Denizi’ne kıyısı olan beş ülke var, bunlardan biri de İran… Yani savaşa uzak, hatta savaşa değmemiş bir sudan bahsetmiyoruz Hazar dediğimizde.

Ama yine de 25 Temmuz’da bu sularda bir denizciyi ölüme götüren saldırının, İran’ın savaştığı düşman tarafından gerçekleştirilmediğini söyleyebiliriz. Hatta İran tarafından gelen ilk açıklamalar bu saldırının aynı zamanda ABD’ye yapıldığını iddia ediyor, Hazar’da faaliyet gösteren petrol şirketlerini ima edecek biçimde…

İran Dışişleri’ne göre Hazar’da iki gün önce Ukrayna tarafından vurulan gemi bir ticari gemiydi, bir mürettebat hayatını kaybetti, en az bir kişi yaralandı. Ukrayna ise aynı olayı bambaşka şekilde anlatıyor: Devlet Güvenlik Servisi SBU’nun sıraladığı hedefler, Rusya ile İran arasında askeri kargo taşıdığı ve yaptırım listelerinde yer aldığı öne sürülen Port Olya 2 ile Begey adlı gemiler. Yani aynı saldırı bir tarafın dilinde “ticari gemi”, diğerinde “askeri lojistik” olarak geçiyor ve bu adlandırma farkı, aslında ilk bakışta görünenden daha çok şey anlatıyor. Çünkü Hazar, zaten Ukrayna-Rusya savaşının bir parçasıyken, şimdi ikinci bir savaşın, İran-ABD savaşının da değdiği kritik bir nokta oldu.

İki savaş birbirine değdi ama ya birleşirse…

Batı basınının bir bölümü olayı hızla “iki savaşın birleşmesi” diye okumaya başladı. Oysa Hazar Denizi bu hafta ilk kez açılan bir cephe değil.

Rusya Kaspiysk’teki filosundan yıllardır Ukrayna’ya Kalibr füzeleri fırlatıyor. Ukrayna da bu filodaki Gepard sınıfı fırkateynleri Kasım 2024’te ilk kez vurmuştu ve o günden bu yana saldırılarını sürdürüyor. Mayıs ayında da bir Karakurt sınıfı korveti de hedef almıştı.

Daha da ötesi, İran-Rusya kargo hattı da yeni bir hedef değil. Ukrayna Ağustos 2025’te Port Olya-4’ü, Aralık ayında da iki yaptırımlı kargo gemisini daha vurmuştu. Bu saldırıların çoğunun bağımsız teyit mekanizmasının sınırlı olduğunu belirtmeliyim. İddialar büyük ölçüde yalnızca Ukrayna askeri açıklamalarına ve uydu görüntülerine dayanıyor, dolayısıyla temkinli okumayı hak ediyor.

Ama tablo yeterince açık: İran boyutu Ukrayna’nın halihazırda Rusya’yla kapıştığı bir denize eklemlendi, orada yeni bir savaş başlatmadı. Ayrıca iki savaşın birleşmesinden söz etmek için Rusya’nın İran cephesine fiilen girmesi gerekir. Ama Rusya bundan bilinçli olarak kaçınıyor, askeri anlamda İran çatışmasına olan mesafesini koruyor. Her ne kadar Zelenski, Rusya’nın Körfez’deki ABD hedeflerine dair uydu görüntülerini İran’a aktardığını öne sürse de, bu iddia da şimdilik tek kaynaklı ve doğrulanmış değil. Yani ortada bir birleşme yok. Ama kesişim var. Aradaki fark da yalnızca kelime oyunu değil, kimin hangi savaşa ne kadar bağlanacağını belirleyen önemli bir ayrım.

Beyaz Saray’da iki savaş gündemi…

Bu kesişimi asıl görünür kılan şey Beyaz Saray’ın bu haftaki takvimi. Donald Trump bu hafta Beyaz Saray’da önce Binyamin Netanyahu’yu ardından Volodimir Zelenski’yi ağırlayacak. Ve ikisinin de gündemi bu kez İran’a bağlanıyor. Zelenski, İran savaşı yüzünden geri plana düşen Rusya-Ukrayna savaşını bu kez İran üzerinden yeniden canlandırmaya geliyor. Netanyahu tarafında ise bilindiği gibi İran’a daha sert saldırı beklentisi var. Oysa ABD’de Başkan Yardımcısı JD Vance kanadı Tahran’la çatışma gölgesinde de olsa diplomasiden yana.

Hazar, Ukrayna’nın Trump’a kendini gösterme hamlesi mi

Ukrayna’nın Hazar’daki saldırısını, Washington’ın ilgisi çekmek için yapılmış bir “değer gösterme” hamlesi olarak okumak mümkün: “İran’ın kuzeydeki lojistik hattını senin için sıkıştırabilirim” mesajı. Malum Zelenski daha önce de Trump’a İran konusunda destek verme teklifinde bulunmuştu, bu hafta bu teklifi bir kez daha getirecekse, kendini göstererek elini güçlendirmek ve öyle gelmek istiyor olabilir.

Ama burayı biraz daha açmak gerekir. Çünkü bana kalırsa Hazar’da yaşanan, kimi analistlerin dillendirdiği gibi “ABD ve İsrail, İran’a kuzeyden baskı için Ukrayna’yı görevlendirdi” durumu değil. Ukrayna’nın İsrail’le fikir birliği içinde olsa bile, ABD’nin emriyle değil, kendi çıkarı gereği kendini buraya hizalamış olması mümkün. İran’ın Rusya’ya sağladığı Şahed’ler yıllardır Ukrayna şehirlerini vuruyor; o hattı kesmek zaten Kiev’in kendi savaşı. Zelenski bunu zaten anlatıyordu ama Trump’ı ikna edemiyordu. Şimdi İran konusunda sıkışmış olan Washington’a yararlı görünüp bir taşla iki kuş vurmak gibi bir şansı var.

O zaman geriye tek bir soru kalıyor. Trump’ın Oval Ofis’te önce Netanyahu’yla İran’ı, ardından Zelenski ile Rusya ve İran’ı konuşacak olması, bu iki dosyayı birbirinin içine geçirebilir mi? Aylardır birbirine değmeden devam eden ve sonu sürekli ertelenen iki savaş Beyaz Saray’ın ajandasında da çakışır mı?

Bu senaryo bana kalırsa Netanyahu ve Zelenski’nin iştahına rağmen hala uzak ama iki gün öncesine oranla artık biraz daha yakın diyebiliriz.

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Merve Şebnem ORUÇ