İRAN SAVAŞININ PERDE ARKASINDA NE VAR?
ABD ve İsrail, İran savaşına gerekçe olarak rejim değişikliği, İran’ın füze stokunu yok etme, nükleer silaha erişimini engelleme gibi türlü sebepler sundular. Savaşın ilerleyen zamanlarında bunların hepsinin kocaman bir yalan ve bahane olduğu ortaya çıktı. Peki bu savaşın gerçek sebebi neydi? Trump’ın baskı ve şantaja boyun eğmesi, İsrail’in dini temelli Büyük İsrail Projesi, Netanyahu’nun siyasi bekası gibi türlü sebeblerin dışında savaşın en temel sebebi bugün artık karşımızda apaçık duruyor.
Bütün bunların arkasında ABD’nin dünyanın en büyük enerji tüketicilerinden Çin’i zayıflatma ve Çin’in Kuşak ve Yol projesinin hayata geçmesini engelleme hedefi yatıyor. Bu noktada, Çin’in petrol ithalatının yaklaşık yüzde 45’inin Hürmüz Boğazı üzerinden geçtiğini hatırlatmak isterim.
ABD’nin bölgedeki çıkarlarına hizmet eden İsrail’in gerçek hedefini ise Netanyahu 19 Mart’ta doğrudan açıkladı: “Arap Yarımadası’nı batıya doğru geçerek doğrudan İsrail’e ve Akdeniz limanlarımıza uzanan petrol ve gaz boru hatları inşa ederseniz, bu dar boğazları sonsuza dek ortadan kaldırmış olursunuz. Ben bunu, savaşın ardından gelecek gerçek bir değişim olarak görüyorum.”
Artık her şey açık ve net : ABD, Orta Doğu’daki Çin etkisini kırmaya ve Çin’i enerji açısından zora düşürererek gelecek yıllarda süper güç olmasını engellemeye çalışırken, İsrail ise bölgede yeni bir enerji düzeni kurarak bölgesel hakimiyeti ele geçirmeye çalışıyor.
Burada İsrail’in hayata geçirmeye çalıştığı iki proje devreye giriyor : IMEC koridoru ve Eastmed boru hattı. Çin’in Kuşak ve Yol projesine alternatif olarak sunulan IMEC (Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Ekonomik Koridoru), Hindistan’dan başlayıp Körfez ülkeleri üzerinden İsrail’e, oradan da Avrupa’ya uzanan dev bir ticaret ve enerji hattı projesi. Bu noktada, İsrail ve Hindistan arasında son aylarda gittikçe güçlenen ortaklığı da hatırlatmak isterim. Daha önce askıya alınan EastMed ise Doğu Akdeniz’de keşfedilen doğal gazın İsrail üzerinden Avrupa’ya taşınmasını amaçlayan bir enerji projesi.
Şu anda bölgedeki enerji tesis ve alt yapılarının hedef alınmasının gerçek sebebi ise mevcut düzeni kaosa sürükleyerek amaçlanan yeni düzeni bölge ülkelerine empoze etmeye çalışmak. Eş zamanlı olarak İsrail Lübnan’ı işgal edip GKRY ile de ilişkilerini geliştirerek Doğu Akdeniz’deki denklemi de kendi lehine çevirmeye çalışıyor.
Söz konusu projelerle ABD’nin amacı Çin’i, İsrail’in amacı ise Türkiye’yi baypas etmek.
Anlayacağınız üzere, bölgedeki gerçek rekabet ABD-Çin ve İsrail-Türkiye arasında yaşanıyor. Bu denklemde Hürmüz Boğazı’nın geleceği kritik bir öneme sahip. Ayrıca İsrail’in hegemonik hedeflerine erişmesinin önündeki en büyük engel enerji alanında elinde önemli kozlar bulunan Türkiye.
Bu denklemde en kafa karıştırıcı soru şu: Körfez ülkelerindeki enerji tesislerini vuran İran’ın gerçek amacı bölge ülkelerini de savaşın içine çekip enerji piyasalarını alt üst ederek stratejik avantaj sağlamak mı? Yoksa İran içinde bir grup, isteyerek veya istemeyerek, ABD-İsrail’in kurmak istediği bu yeni enerji-ticaret düzenine mi hizmet ediyor?
Şu bir gerçek ki denklem bu kadar karmaşıkken İran savaşı sonrası bölgedeki ticaret ve enerji yollarına hakim olan ülke, geleceğin süper gücü olmaya aday olacak.




