İsrail, Suriye’ye saldırdıkça kendi çukurunu genişletiyor…
İsrail’in dünya paylaşılırken yapmak istediğini iyi anlamak lazım.
Terör, kan ve insan öldürmekten aldığı güçle âdeta vampirce bir tutumla dünyaya meydan okuyor.
Gazze’de yaptıklarının cezası muhakkak olacaktır. Benim umudum hiç kaybolmadı.
Siyonizm belasını dünyanın başına saran hasta ruhlu yapıyı, toprağın derinliğine gömmek belki zor gözükebilir. Lakin insanoğlu bu bunalımdan yoruldu. Her bunalım, dünya tarihinde yeni bir süreci pekiştirmiştir. Bu defa, küresel paylaşım hırsı kurulu sistemi çökerttikçe, vahşi yapıların da meydan okumasına sebep oldu.
İsrail’i yöneten Siyonist yapı; vahşi, düşmanca ve dünyaya bela bir yapıdır.
Bunu henüz anlamayan ya da anlayamayanlar olduğu sürece sonuç almakta zorlanıyoruz. Çünkü dünya, bu Siyonist yapının ahtapot kolları arasında boğulmakta.
Şimdi, eskiden beri sistem hâline gelmiş bu yapı, Suriye özelinden Türkiye’yi tehdit etmektedir!
Suriye’deki Türkiye askerî üssü projesinin İsrail açısından ne anlama geldiğini akıl edebiliyoruz.
İsrail’in genişleme planlarına karşı, Türkiye’nin Suriye’deki varlığı bir engeldir.
İsrail, bu engeli kaldırmak için her gün Suriye’yi terörize ediyor.
Başka bir ülkenin egemenliğine karşı bombalı saldırı düzenlemesi ve buna da “terörle mücadele” kılıfı giydirmesi, akıl tutulmasının ötesinde, bilerek ve isteyerek uluslararası hukuku yok saymasıyla bağlantılıdır.
İsrail’in Filistin topraklarındaki varlığının zoraki ve dayatma bir işgal olduğunu artık dünya daha net anlıyor.
Tarihte de bu tür zoraki işgallerin bir sonuca ulaştığını gören İsrail, şimdi aynı mantıkla hareket ediyor.
Türkiye üzerine kurguladığı algı ve uzun vadeli hareket planlamasına “gözleri Anadolu’da” dediğimizde, bunu hafife alanlar, hatta “Türkiye’yi küçük düşürmeyin” diyenlerin tarih okumasındaki eksiklik, gerçeğin ta kendisine ışık tutmamıza mâni olmamalıdır.
İsrail, giderek genişlettiği çukur politikasıyla aslında kendi sonunu hazırladığının farkında mı, bilemiyorum.
Siyonist yapısıyla İsrail, elindekileri bile yok edecek Netanyahu zihniyetiyle kendi işgaline kılıf uydurmakta giderek zorlanacaktır.
Türkiye’nin sınırlarını zorlayan bu yapı, Suriye’de hesaplaşma motivasyonunu tetikliyor.
Aslında bu süreci, İsrail gözü kanla kapanmış bir akıl tutulmasıyla pekiştiriyor.
Türkiye için süreç nettir:
Suriye üzerine kurgulanan Türk düşmanı politikalar Türkiye açısından ciddi bir tehdittir.
Zaten uzun yıllardır Esad üzerinden orada âdeta bir krallık kuran ve buna göre genişleme planlarını gerçekleştiren Türk karşıtı güçlerin dengesi, Türkiye’nin hamlesiyle bozulmuştur.
Tabii bu süreci küresel konjonktür de pekiştiriyor. Türkiye, bu konjonktürü doğru okuyor ve sahada engel olacak her türlü tehdidi (İsrail dâhil) ortadan kaldırmayı göze alıyor.
Türkiye’nin diplomatik tüm eylemlerine baktığımızda, argümanlarını bu kadar net ve delillere dayalı şekilde anlatmaya gayret eden bir yapı olarak meydan okumaktadır.
İsrail’in anlatmaya dahi cesaret edemediği işgalci yapısı karşısında, dünyaya İsrail’in maskesini düşüren bir Türkiye diplomasisi sahnededir.
Ve tabii ki sahada, askerî gücüyle ve insanlık adına adalet için varlığıyla boy gösteren bir Türkiye vardır.
İsrail’in gözü döndükçe hata üstüne hata yapmaktadır.
Türkiye için bu hatalar aslında dolaylı birer silahtır.
Yani, kazdığı terör kuyusuyla İsrail, kendisine hüsran dolu bir son hazırlamaktadır.
Aylar önce yazmıştım, tekrar edeyim:
Türkiye için “olmazsa olmazlar” vardır. Bunun merkezinde kutsalları, toprakları, bayrağı, devleti ve ‘Kızılelma’sı durmaktadır.
Buna engel olacak, bunu tehdit edecek kim ve ne varsa, Türkiye onunla hesaplaşmaya hazırdır. İsrail veya bir başkasıyla savaş da dâhil!