Kesinlikle öyle!

Okuduğunuz Yazı
Kesinlikle öyle!

İçerik

Alçakların kurduğu bir zulüm sisteminde yorgun düşen bir dünyada yaşıyoruz. Kabil’de bombalar patlıyor, çok sayıda insan ölüyor. O bombaların patlaması lazım. Çünkü o ülkeyi işgal edenlere orada kalmalarını sağlayacak bahaneler gerekiyor. Eğer uyanan dev Çin’in dibindeyse Afganistan tabii ki bombalar patlayacak.

Orada ölen insanların hiç önemi yok zalim sistemin kurucuları için. Ne kadar çok ölüm o kadar çok işgal ve kontrol gücü getirecek. Borç batağında yüzen Yunanistan’ı saldılar üzerimize. Savaş çığlıkları attırdılar. Yunan kamuoyunu “Türkiye ile her an savaşa girebiliriz” yalanına inandırdılar. Bu bir operasyondu.

Şimdi o Yunanistan savaş uçaklarının modernizasyonu için Amerika’ya 1.2 milyar dolar ödeyecek. Her ülkede kriz çıkarıp ardından tahsilat yapıyorlar.
Adeta haraç topluyorlar. Yunanistan’ın payına düşen de bu oldu. Kuzey Kore de savaş çığlıkları atıyordu. Dünyayı yok edecek füzeleri göstere göstere deniyor, tehditler yağdırıyor, “Amerika’yı, GüneyKore’yi vururuz” diyordu. 1.Dünya savaşında atom bombaları ile iki şehrini kaybetme travmasını hala yaşayan Japonya üzerinden nükleer füzeler uçuruyordu. Müthiş bir FIRSATLAR kriziydi birileri için. Benjamin’in yaşadığı ülke bu mükemmel şans krizini hemen değerlendirdi. Korkudan tir tir titreyen bölgeye 1 trilyon dolarlık silah sattı.

“İran geldi geliyor, tepene binecek” korkularıyla yaşatılan Suudi Arabistan’ın durumu malum. Neredeyse 365 gün silah alıyor. Londra’ya gidiyor alıyor, Paris’e gidiyor alıyor, Washington’a gidiyor alıyor. Sonra dönüyor bir daha alıyor.

Çünkü sistem bu… Trump seçim öncesi boşuna demiyordu “Vaatlerine kaynağı nereden bulacaksın” sorusunu yönelten gazetecilere “Körfez ülkelerinden tahsilat yapacağım” diye. Aynı kafa cebinde kuruş olmayan Yunanistan’a bile 1.2 milyar dolar uçak bakım parası (Pardon haracı) çıkarıyorsa dünyanın halini varın gelin siz düşünün. Bir haber yayınlandı bir hafta önce… Satır aralarında kayboldu gitti.

NATO’nun, insan hakları savunucusu Avrupa Birliği’nin başkenti Brüksel’den üç firmanın defalarca Suriye’ye savaş sırasında kimyasal sattığını duyuruyordu o haber. Dünya ayağa kalkmadı. Herşey normal şekilde seyrediyor. İnsan hakları, hukuk-guguk naraları atan BATI’nın ve onların içimizdeki sevicileri tek kelime etmedi. Sarin gazı yapımında kullanılan kimyasal satışı sayesinde savaş bölgesinde paraya boğulan başkent Brüksel hala medenmiyetin merkezi o kafalarda. Bitti mi? Hayır bunlardaki alçaklık bitmez.

İsviçre Devlet Televizyonu’nun RTS de bir haber yayınladı. “Mayıs 2014’te Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün (OPCW) Suriye’nin 133 ton sarin gazı yapımındakullanılan izopropanolü imha ettiğinibildirmesinden 6 ay sonra, İsviçreli bir şirket bu ülkeye kimyasal silah yapımında kullanılabilecek yasaklı kimyasal madde ihraç etti” diye.

“Hukuk” diye bağıran bu ülkenin devlet televizyonu “Suriye’ye 5 TON kimyasalihracı hiçbir yasal engele takılmadı” diye devam etti haberinde. İsviçre Devlet Ekonomi Sekreterliğinden televizyona yapılan açıklamada “Suriye’deki alıcının o zaman da şimdi de Esed rejimiyle bir bağlantısı olduğuna dair bir işaretgörülmedi” diyerek “No problem” çekti. Evet Suriye’ye sarin gazı imalatında kullanılan kimyasal sokmuşlar ama ortada bir suç yokmuş. Alıcı Esed rejiminden değilmiş. Bak bak… Savunmaya bak.

Bu maddenin satışı yasaklanmış adamların umurunda değil. Amerika ve ortakları da gitti “Suriye’de kimyasal var” diye bu ülkeye bomba yağdırdı. Oralara sarin gazı satan NATO karargahı Brüksel ve komşusu İsviçre’ye ise öpücükler yağmaya devam ediyor. İşte zulüm sistemi bu. O sistemin tekerleklerinden biri de İngiliz Financial Times gazetesi. Başyazısında “Batılı ülkeler Erdoğan üzerindeki baskıyı çok daha önceden artırmaya başlamalıydı.” diyor, “Seçimler Erdoğan’ı bir kez daha taçlandıracak” diye ağlayarak bir yerlerine kına yakıyor.

O yüzden herkes bin defa düşünmeli…
Ankara’yı neden bu kadar istiyorlar? Niçin bu kadar Erdoğan düşmanlığı yapıyor bu zulüm sisteminin tekerlekleri? Haraç ve soygunla beslenenlerin tekerine çomak sokulduğu için mi? Kesinlikle öyle! 

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Bekir HAZAR