Kutsal NATO’nun pabucu Pasifik’e atılıyor

Okuduğunuz Yazı
Kutsal NATO’nun pabucu Pasifik’e atılıyor

İçerik

Amerika gitti, Fransa ile anlaşmak üzere iken Avustralya’nın denizaltı anlaşmasını bozdu; İngiltere ile ortak, Avustralya’yı da içine alan yeni bir ittifak kurdu: AUKUS! Fransa’nın tepkisi, büyükelçilerini çekmek dâhil, kınamalar, tarizler oldu.

Bu anlaşma sadece Fransa için değil bütün AB için önem taşıyordu. Ancak Fransa reaksiyonunu o kadar ileri götürdü ki sonunda “Bu yeni ittifak Çin’e karşı kuruluyor!” diyerek Çin’i de tahrike vardırdığı için diğer ülkelerden fazla bir tepkiye ihtiyaç kalmadı.

AUKUS sadece bir iki ülkenin Avustralya’ya yeni silahlar vermesi ve denizaltı projesine nükleer enerjiyle çalışan kazanlar takılması mıdır? Yoksa Fransız Dışişleri Sözcüsü’nün iddia ettiği gibi, “İngilizce konuşan ülkelerin Afganistan’a yaptıkları gibi, bir saldırı ittifakı” mıdır? Fransız Dışişleri Bakanı, AUKUS’u, Afganistan’da El Kaide’ye karşı oluşturulan ve başını İngiltere ile Amerika’nın çektiği “Terörizme Karşı Küresel Savaş” koalisyonuna benzetirken belli ki 90 milyar dolarlık bir ihaleyi kaybetmenin öfkesiyle konuşuyordu. Ama bu öfkeyle söylememesi gereken şeyleri de söyledi.

AUKUS, tarafların yaptığı açıklamada gelişmiş üçlü güvenlik ortaklığı olarak adlandırılıyor ama Biden’ın ABD Başkanı olarak BM Genel Kurulu’nda yaptığı ilk konuşmada, ülkesinin uluslararası ilişkilerini anlatırken zikrettiği ilk gelişme olarak, belli ki ABD-İngiltere ekseni için önemli bir yere sahip.

Bu önemin, AB ülkeleri, hele savunmasını tümüyle ABD’ye ihale etmiş olan Almanya açısından biraz aşırı olduğunu Biden ve Beyaz Saray Diplomasi-Savunma ekibi de fark etmiş olmalılar ki ikinci sırada NATO ittifakı zikredildi; hem de adının başına “sacred” (kutsal) sıfatı takılarak. Biden, NATO’yu, Trump gibi, tamamen doğal bir ölüme terk etmeyeceğini 14 Haziran’da Brüksel’de belli etmişti. Ancak orada da vurgulamıştı ki artık Avrupa, hatta bütün Batı için birinci tehdit unsuru Rusya değil Çin’dir. Avrupa belki Rusya için iyi bir tehdit unsuru olabilir ama ABD’nin algıladığı “Çin Tehdidi” karşısında AB’nin hiçbir faydası olamaz. AB, Kuşak ve Yol Girişimi ile Çin en büyük ticaret ve yatırım ortağı oluyor; şu anda bile AB ülkelerinin Çin’le ticaretleri ABD’yle ticaretlerini çok gerilerde bıraktı.

Avrupa Konseyi’nin Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) isimli birimi, daha 2009 yılında Çin’in “becerikli pragmatizm” adını verdiği uygulamalarıyla AB ülkelerinin dış ticaret bilançosunda ABD’nin yerini alacağını tahmin etmişti. Bu tahmin 2017 yılında gerçekleşmeye başladı ve bugün Amerika değil Çin Avrupa’nın bir numaralı ticaret ortağı.

Bu durumda Çin Tehdidi ve “Düşman Çin” kavramlarına ciddi surette takıntısı olan Biden’ın kendisine Batı Avrupa’yı değil, çevresi Çin’in yapay adalardan oluşturduğu askeri ağla örtülmüş bir Avustralya’yı ortak alması beklenmeliydi.

Yapmacık bir saygı ve yapay bir bağlılıktan ibaret “kutsal NATO” söylemi, ittifakın yavaş yavaş Büyük Okyanus sularında boğulacak olmasını gözlerden uzaklaştırmaya yetmeyecek.

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
100%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Hakkı ÖCAL
Hakkı ÖCAL