Moskova’da neler yaşadık?

Okuduğunuz Yazı
Moskova’da neler yaşadık?

İçerik

Öğle saatlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve heyetiyle Rusya’nın başkenti Moskova’ya indiğimizde bir yandan “Acaba ne olacak?” sorusunun cevabını ararken diğer yandan “Bahar Kalkanı Harekâtı”nın verdiği üstünlükle masaya oturmanın avantajı sayesinde gelişecek olayların seyrine bakıyorduk.

Sonrası hepimizin malumu; Putin’le ortak basın açıklamasını ve Cumhurbaşkanımızla Moskova dönüşü uçakta yaptığımız soru cevap faslını okudunuz.

Fakat Türkiye’ye gelince gördüm ki “ateşkes anlaşması” ile sonuçlanan Moskova görüşmesinde önemli ve tarihi bir başarı elde edilmesine rağmen kafalarda bazı soru işaretleri var. Üstelik bu soruları kendi çevremizden insanlar soruyor. Demek ki ortada “içeriden oluşturulan” bir algı karışıklığı var.

Kısaca maddeleyelim:

• Algı karışıklığının en önemli sebebi Türkiye’nin “başarısız olmasından nemalanan” birtakım dış güdümlü siyasi ve ideolojik çevrelerin yaptıkları propaganda! Onlara göre Türkiye İdlip’ten çekilecek, şehitlerimizin kanı yerde kalacak ve böylece hükümet zor duruma düşecekti.

• Bu algıyı öyle büyüttüler ki pek çok kimse Rusya’dan bir ateşkes çıkmasını beklemiyordu.

•Ters köşe oldular!

• Türkiye bu anlaşmayla rejime veya Rusya’ya değil “Türkiye’nin kendi dinamiklerine” güvendiğini gösterdi.

• Ülkemiz geldiği noktadan bir adım bile geri atmadı!

• Ateşkese rağmen bir saldırı olursa Türkiye’nin “anında ve 100 kat misliyle” müdahale edeceği tescillendi.

• Türkiye’nin bir ülkeyle ilişkisinin başka bir ülkeye bağlı olmadığı ilan edildi. Yani istersek Rusya, ABD, AB, Körfez ülkeleriyle dilediğimiz gibi görüşür ve görüşmeleri müstakil tutarız. Kimse bize “Niye o ülkeden silah alıyorsun, şu ülkeye silah veriyorsun” diyemez!

• RUSYA DA AVANTAJLI: Rusya Türkiye’den bırakın vazgeçmeyi ülkemizle ilişkilerini sekteye uğratırsa büyük zarar eder. Aynısı AB ve ABD için de geçerli! Sığınmacılar için sınırları açmamız AB’nin büyük kriz yaşamasına sebep oldu. Bu kriz Rusya için avantaj; çünkü Rusya’nın sadece Suriye’de değil Avrupa’da da özellikle Balkanlar üzerinde güç sağlayarak belki de bir gün Berlin’de yeniden büyük etkiye sahip olma arzusu tazeliğini koruyor. Yetkililerimiz bu işin farkında olarak hareket ederse Avrupa ve Balkanlar özelinde gelecek 10 yıldaki siyasi ve sosyolojik konjonktüre hakim olabiliriz.
• Kendi göbeğimizi kendimiz keseriz sözü eyleme dönüştü; kestik gitti!

• S400’ler artık Rusya’nın değil bizim!

• Anlaşma yapıldı diye Rusya’ya veya rejime tamamen güvenmek zorunda değiliz. İdlip sürecinde destek oldular diye ABD ve AB’ye dibine kadar güvenmek zorunda değiliz.

• Ayağını bu topraklara basarak bir devrime kapı aralayanları tarih hayırla yâd edecektir. Bu açıdan teşekkürler Selçuk Bayraktar, teşekkürler Mustafa Varank..

SARAYBOSNA VE YENİ DENKLEMLER!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve heyetiyle Moskova programı tamamlanınca aynı gün İstanbul’a döndük. Ertesi gün Anadolu Yayıncılar Derneği’nin organize ettiği “Gazeteciler Buluşması” için Bosna Hersek’e gittim. Burada Rusya temaslarını ve yaşananları İnternational University of Sarajevo’da Bosnalı kardeşlerimize çevirmenler aracılığı ile anlattım. Ekrem Kızıltaş, Emin Pazarcı, Zafer Şahin ve Sinan Burhan da hem 15 Temmuz’u hem de son dönem dış politikayı anlattılar.

Ak Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş burada önemli bir konuşma yaparak güncel konularla ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Eşi Hanımefendi Sevgi Kurtulmuş da dinleyiciler arasındaydı.

Bosna’da önemli isimlerle yaptığım görüşmede ülkedeki denklemin giderek bir fiiliyata doğru yol aldığını, Avrupa ile Rusya arasında bir tercih noktasına doğru zorlandıklarını gördüm. Elbette Türkiye’yi seviyorlar ama Sarajevo’da Rusya’nın boş durmadığı anlaşılıyor.

Balkanlar’da giderek güçlenen bir Rusya varken onun karşısında giderek zayıflayan bir Avrupa var. İşte Türkiye burada önem kazanıyor. Çünkü bu denklemde Türkiye “güçlenen ülke” pozisyonunda!

Başkan Erdoğan’ın İdlip olayından sonra şayet Rusya ile sağlam bir zemin oluşursa uzun vadede dünyanın çeşitli bölgelerinde ortaklıklar kurma ihtimalini tahmin ediyorum.

Türkiye Başkan Erdoğan ile küresel bir güç haline geldi. Bunu dost düşman herkes kabul ediyor. Şimdi bu küresel gücün “dünyanın blok ülkesi” olmasına birkaç adım kaldı.

Ülkenize güvenin, Başkan Erdoğan düşündüğünüzden çok daha stratejik ve çevik bir hareket tarzına sahipken bu ivmeyle Türkiye yıldız pozisyona doğru hızla ilerliyor. Bu iş “siyasetin” çok ötesinde..!

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
100%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Hacı YAKIŞIKLI