NATO kurtuldu… Bu seferlik!

Okuduğunuz Yazı
NATO kurtuldu… Bu seferlik!

İçerik

Neredeyse 75 yılı aşkın süredir transatlantik güvenliğin temel taşı olan ittifak, NATO gitti-geldi! Sovyetlerin tehditlerine, Doğu Avrupa’nın Batı’yı tehditlerine başarıyla karşı koymuş olan “Hür Dünya” ittifakı, kurucusu ve başlıca koruyucusu olan ABD’nin, değişken, tuhaf, kararsız başkanı tarafından uçurumun kenarına getirildi; ama aşağı itmeden, tutulup, kenara çekildi.

Çekildi mi? Kendi ittifakını askeri işgal ile tehdit eden, bu söylemine itiraz eden müttefiklerini gümrük savaşıyla cezalandırma tehdidinde bulunan “Trump’dan daha dengesizi gelmez” dememek gerekir. Ayrıntıları henüz netleşmemiş bir çerçeve anlaşması ile, şimdilik atlatılmış gibi görünen kriz her an yeniden başlayabilir.

Trump’ın şimdilik Grönland bunalımına son vermiş olması, geçen hafta, Davos’taki zirvede Avrupa liderlerinin mırıldanma kabilinden itirazları sebebiyle gerçekleşmedi. Washington Post gazetesi, “Avrupalı liderler topluca direndiler ve kazandılar!” diyor. Amerikalı gazeteci ve birçok ünlüden sonra şimdi de Trump’ın hayat hikayesini kaleme alan Michael Wolff ise Trump’ın Grönland’ı satın alma girişimi ve tehditlerinin, onun ihtiyacı olan teatral durum ve ilgi çekme arzusundan kaynaklandığını söylüyor; “Başından beri bu çıkışların ve söylemlerin hiçbir anlam ifade etmediğini görüyordum… Grönland’ı almayacak; bu anlamsız tiyatro başladığı gibi bitecek!” diyor.

Nitekim, Trump’ın “işgal” söyleminin zihinlerde oluştuğu savaş manzaraları sebebiyle dikkatlerden kaçan, ABD’nin NATO anlaşması ile Grönland’da zaten bir askeri birliği bulunduğu ve anlaşmaya göre bunu istediği kadar artırabileceği idi. Yani işgal, satın alma ve diğer sözlerinin hiçbir değeri yoktu.

Bu son iki haftada olup bitenden çıkartılması gereken ders, bu tiyatronun son olmadığını bilmek, Trump’ın olabildiğince daha çok ilgi çekmeye çalışacağı başka imkanlar ve durumlar arayacağıdır. Trump tiyatrosu önce Venezuela’nın sonra da Avrupa’nın başında patladı; çünkü Trump, Maduro ve şu andaki AB liderlerinin hemen hepsine karşı kişisel düzeyde nefrete varan duygular içinde dersek, yanılmış olmayız. İç dinamikler Maduro’nun Ağustos’ta yapılacak erken seçimleri kaybedeceğini, özellikle Yüksek Mahkeme’nin seçmenlerle ilgili son kararlarından sonra işbaşındaki koalisyonun iktidarı kazanmasının imkânsız olduğunu gösteriyordu. Yani Trump’ın “Sarayından Maduro’yu kaçırma” komedisi olmadan da ABD petrolü alacaktı. Biraz pahalı olacaktı belki–Exxon’un, Chevron’un petrolü Trump’a bedava vermesi de beklenemezdi–ama petrol gelecekti.

Şimdi sırada ne var? AB’nin başbakanı Ursula von der Leyen’in derin stratejik becerisiyle bu yıl tamamen sona erecek olan Rus doğalgazı ilişkisi yerine ikame ettiği Amerikan gazına bağımlılığın doğal sonuçları var. NATO’dan müstakil bir AB ordusu kurma hayallerinin sona ermesi var.

Amerikancı olmayan Avrupa medyası, “Avrupa’nın Amerikan LPG sevkiyatına körü-körüne bağımlı hale gelmesinin Trump’a ve Amerikan sanayicilerine, hayal bile edemeyecekleri bir üstünlük sağladığı” yorumlarını yapıyor. Bu yorumlar geçen ay fazla anlamlı değildi belki; ama Grönland tiyatrosu ve AB’yi gümrük vergileri ile dize getirme tehdidi sonucu durumu güreş terimi stronghold (yağlı güreşte boyunlama denen rakibin ayağını altına alıp boynunu geriye çekme pozisyonu) ile anlatan uzmanlar var. İnkar edilemez bu sorunlar AB için aşılamaz değil; ama Avrupa halkını soğuk kışlar ve Avrupa liderlerini ağır bir alay konusu olma dönemi bekliyor.

Trump’ın, Siyonizm’i çoktandır göz ardı etmesinin bedeli olarak, Haziran 2025’te, İran’daki üç nükleer tesise yapılan “Gece Yarısı Çekiç Operasyonu” benzeri bir tiyatro sergilemesi de beklenebilir. Ne kadar güvenilir bilinmez ama bu operasyonda çoktan tahliye edilmiş üssün boş binalarının vurulduğu açıklanmıştı. Katar ve Türkiye’nin Trump’ı İran’la diplomasiye zorladıkları dikkate alınırsa, ABD Netanyahu’nun savaş çığlıkları yerine müttefiklerin önerdiği bu stratejik risk yönetimini seçebilir.

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Hakkı ÖCAL