Ölülere makbuz kesmişler
Pahalılığın bir kısmının adresi artık belli. Ancak vatandaş geri kalanının adresini de çok merak ediyor.
Bir narenciye üreticisi, 2025’te 100 ton mandalinasını kilosu 6-8 liradan sattığını söylüyor. Adına düzenlenen müstahsil makbuzlarında ise aynı ürünün kilosu 28 lira! Aradaki fark üreticinin cebine girmemiş, peki kimin cebinde!
Bu tablo İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaş sebze-meyve soruşturmasına esas alınan Vergi Denetim Kurulu raporlarından. Bunun gibi dehşet verici çok sayıda örnek var kamuoyu ile paylaşılan evraklarda.
Dün 41 firmanın 41 yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi. Türkiye’nin sağcısı-solcusu her kesiminden vatandaşın devamının gelmesini umduğu bir soruşturmanın başındayız gibi görünüyor.
Herkesin sezdiği nihayet bilgiye döndü
Yıllardır halden rafa uzanan zincirde bir sorun olduğu konuşulur. Halk arasında “hal mafyası” denir… Tırnak içinde, evet, çünkü herkes varlığını sezer, hisseder ama kim bunlar diye sorsanız kimse gösteremez. İşte, açıldığını dün öğrendiğimiz bu dosyanın farkı, o ortak sezgiyi nihayet kayda çevirmesidir.
Müfettişler 1000’den fazla çiftçinin kapısını çalmış ve beyanlarını tedarikçilerin defterleriyle karşılaştırmış. Çıkan tablo korkunç…
Bir mükellef, ölüm kaydı bulunan 49 kişi adına 87 makbuz düzenlemiş. Bu kişilerin bazıları yıllar önce hayatını kaybetmiş…
200 ton limon satan çiftçi adına 633 tonluk makbuz kesilmiş…
Bazı üreticiler 2025’teki zirai don yüzünden hiç ürün satamadıklarını söylerken adlarına yine de makbuz düzenlenmiş…
Dosya burada da bitmiyor. Müfettişlerin risk listesinde 207 firma var ve şu ana kadar raporlanan 41…
Makbuzlarla dönen düzen…
Kurulan mekanizma basit… Ama işleyişi incelikli…
Tedarikçi çiftçiden ucuza aldığı ürünü makbuzda pahalıya almış gibi gösteriyor. Böylece kâğıttaki alış fiyatı satış fiyatına yaklaşıyor.
Böylece, birincisi kâr görünmez oluyor. Raporlardaki bazı firmaların beyan ettiği net kârlılık binde beş-altı düzeyinde. İkincisi bu sayede vergi matrahı eriyor. Ve raftaki fahiş fiyatın savunması hazır hale geliyor. “Maliyet bu, biz zararına satıyoruz.”
Peki sistem neden bunu bugüne kadar yakalayamadı? Raporun kendi tespitinde bunun cevabı var aslında: Çiftçi kaydı Tarım Bakanlığı’nda, halden geçen ürünün kaydı Ticaret Bakanlığı’nda, makbuz düzeni Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Gelir İdaresi’nde tutuluyor. Ve üç bakanlık da resmin bütününü görecek kadar birbirine bakmıyor.
Ölmüş birinin adına makbuz kesilebiliyorsa, sorun o firmada, o zihniyettedir elbette ama aynı zamanda o makbuzun kesilebilmesine imkân veren de maalesef sistemin açıklarıdır.
Bütün pahalılığı açıklamaya yeter mi?
Öte yandan bu dosyayı tezgâhtaki bütün fiyatların açıklaması gibi sunmak da haksızlık olur.
Nitekim raporun kendisi de temkinli. Makbuzla beyan arasındaki uyumsuzluğun ve ortaya çıkan evrakta sahteciliğin tek başına bu fiyatları açıklamaya yetmediğini, nitekim firma satış fiyatlarının raf fiyatı olmadığını da açıkça yazıyor.
Mazot, gübre, ilaç, ambalaj ve soğuk zincir gerçek maliyettir. TÜİK verilerine göre 2025’te meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi, don ve olumsuz iklim koşulları nedeniyle yüzde 31 geriledi. Arz düşünce fiyat yükselir ve bu bir manipülasyon değildir.
Ama tam da bu yüzden bu ayrım önemli. Gerçek maliyet kâğıt üstündeki sahte maliyetin arkasına saklanabileceği en iyi perdedir. İşte bu dosya bugün bu perdenin bir köşesini tutup kaldırmıştır.
Şişirilmiş maliyetle gelen ürünü alan büyük zincirler raf fiyatını neye göre kuruyor? Tedarikçiye yüklenen raf bedelleri vb kalemler domatesin kilosuna kaç lira ekliyor? Tarladaki fiyat düşerken raftaki fiyatın düşmemesinin tek sebebi aracılar mıdır? İşte o perdenin altında yatan sorulardan sadece birkaçı da bunlardır…
Et, süt, tavuk ve daha nicesi
Elbette her üründe zincir aynı işlemiyor. Bu yüzden sorular da ürün ve sektör farklılaştıkça farklılaşıyor…
Tavuk mesela… Tavukta aracı neredeyse yok, zincirin tamamı birkaç entegre firmanın elinde. Rekabet Kurulu geçen yıl Eylül’de rekabet ihlali gerekçesiyle sektördeki 13 firmaya toplam 3,7 milyar lira ceza kesmişti. Haziran’daki operasyonda atanan denetim kayyumları ise bir hafta içinde mahkemece kaldırıldı. Soru şu: Organize halde hareket eden bu firmaları savunan avukat ordusu oradaki ilk round’u kazandı mı?
Peki süt… Çiğ sütün tavsiye fiyatını her dönem Ulusal Süt Konseyi açıklıyor. Üreticinin sattığı litre ile raftaki yoğurdun, peynirin kilosu arasındaki makas ise kimsenin açıklamasına bağlı değil. Peki bu makası kim, hangi maliyetle açıyor?
Ya kırmızı et… Orada da zincir uzun… Besici ile kasap arasında celep, pazar ve kesimhane var. Yem pahalandıkça besici hayvanını elden çıkarıyor, arz daralıyor. Bu daralmadan kim kazanıyor?
Bunlar elbette şimdilik sadece soru, ama hepimizin aklındalar… Tüm bu gri alanların aydınlatılabilmesi için müfettişleri bin küsür çiftçinin kapısına gönderebilen bakanlığın, aynı titizliği ahıra, mandıraya ve kümese de uzatmasını dört gözle beklemekteyiz.
Adliye ile maliye aynı masada
Bu dosyanın en değerli yanı kuşkusuz soruşturmanın dayanağı… Tavuk dosyasında fiyat koordinasyonu şüphesi vardı ve mahkeme kayyum tedbirinin soruşturmaya bir katkısı kalmadığına hükmetti. Bir düzenin üzerine gidiliyor diye sevinmiştik, hevesimiz kursağımızda kaldı. Ama burada masada vergi müfettişlerinin imzasıyla bir bir sayılmış makbuzlar var.
Adalet Bakanlığı’nın savcılık eliyle, Maliye’nin müfettişleriyle birlikte bu işe el atması uzun süredir beklenen bir adımdı. Tebrik edilmeyi hak ediyor. Ama asıl sınav dün, yani ilk gün değildi, asıl sınav bundan sonra başlıyor:
Fiyat suçunu ispat etmek zordur. Ama ölü bir kişi adına kesilmiş makbuzu açıklamak daha da zordur. Fakat yine de milyarlık olmuş bu ‘hal baronlarının’ avukatları da müvekkillerini kurtarmak için harıl harıl çalışmaya çoktan başlamıştır.
Peki risk listesindeki diğer 166 firmanın defterleri açılabilecek mi, açılacaksa ne zaman açılacak? Bunun gibi o kadar, o kadar çok soru var ki aklımızda…
Pahalılığın bir kısmının adresi artık belli. Ancak vatandaş geri kalanının adresini de çok merak ediyor.




