Örgütler kullanılıyor, devletler ise anlaşıyor…

Okuduğunuz Yazı
Örgütler kullanılıyor, devletler ise anlaşıyor…

İçerik

Osmanlı coğrafyası üzerine inşa edilen stratejiler, son yüz yılda pek çok aktör tarafından tekrar tekrar kullanılıyor. İngilizlerin “Orta Doğu” tanımlamasıyla birlikte bu coğrafyada, eski ve yeni aktörler ile küresel güçlerin çıkarları doğrultusunda kurgulanan hikâyeler devreye giriyor. Uzun yıllardır, yalnızca bizim neslin şahitlik ettiği ağır bir sürecin sonuna; son haftalarda Suriye’de yaşananlarla birlikte yaklaşıldığını artık net biçimde görüyoruz.

Türkiye güçleniyor…

Coğrafyanın önümüzdeki yüz yılı yeniden tesis ediliyor. Bunun, küresel ölçekte yaşananlarla doğrudan bir bağlantısı bulunuyor. Özellikle hep üzerinde durduğum bir hususu tekrar hatırlatmak gerekiyor: ABD ile İngiltere arasındaki ayrışmayı, stratejik hedeflerdeki farklılaşmayı göz ardı etmemek şart. Zira “her fırsat bir imkân, her imkân bir imtihandır” düsturuyla bakıldığında, yaşananların yalnızca birer fırsat değil, aynı zamanda ciddi birer sınama olduğu da açıkça görülüyor.
Söylemlerin, eylemlerin ve yeniden tanımlamaların yaşandığı bir dönemin içinden geçiyoruz. Daha iki gün önce Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’a, ABD’nin Grönland’ı istemesi üzerine bir soru yöneltiliyor. Verdiği cevap ise oldukça dikkat çekici oluyor:
“Rusya için Kırım neyse, ABD için de Grönland o kadar stratejik öneme sahiptir.”

Lavrov bu ifadeyle, güçlü devletlerin stratejik taleplerinin olağanlaştığını vurguluyor ve meseleyi normalleştiriyor.
Türkiye’nin kendi hinterlandındaki sürece bakıldığında, ABD’nin ya da Rusya’nın kendi etki alanlarında yürüttüğü stratejik hamlelere benzer eylemler net biçimde görülüyor. Bu tablo bize şunu anlatıyor: Dünyada yaşanan gelişmeler birbiriyle bağlantılı ilerliyor ve ortak bir planlamanın yansımalarını taşıyor…
Türkiye, son yıllarda hem küresel baskılara hem de içe dönük operasyonlara direnebilen yapısıyla giderek güçleniyor ve açık bir meydan okuma sergiliyor. Aynı düsturla devam edersek şunu da rahatlıkla söyleyebiliyoruz: Türkiye, her acımasız baskıyı bir fırsata dönüştürüyor; her olumsuz hamleden olumlu sonuçlar üretmeyi başarıyor…
Orta Doğu diyoruz ama bu coğrafyanın adının dahi yeniden tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye, yüz yıl önce bu coğrafyada tek başına söz sahibi konumda bulunuyor. Ancak İngiliz-Siyonist ittifakla birlikte coğrafyanın şekli ve aktörleri bilinçli biçimde değiştiriliyor. Türkiye ise son yıllarda özellikle sahadaki güvenlik stratejileri ve sosyolojik analizleriyle bambaşka bir boyuta evrildiğini açıkça ortaya koyuyor.
Bu durum, süreci reel politik kavramlarla inşa eden küresel aktörler açısından da Türkiye’yi vazgeçilmez bir aktör hâline getiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi iradesi ve stratejik aklı; Devlet Bahçeli’nin uzun vadeli perspektifi; Hakan Fidan, İbrahim Kalın ve Yaşar Güler’in güvenlik stratejileri üretebilme kabiliyeti ile coğrafyanın sosyolojisine dair derin bilgi ve kapasitesi, sürecin esas yön vericisi olarak karşımızda duruyor.

Suriye meselesiyle birlikte coğrafyanın önemli bir parantezinin kapandığı açıkça görülüyor.
Peki, terör örgütleri ve onların ürettiği söylemler ne oluyor? Yazının başlığını “Örgütler kullanılıyor” diye boşuna seçmiyorum! Siyasi tarih bize tekrar tekrar şunu gösteriyor: Büyük güçler, küçük örgütlere ve bu örgütlerin taşıdığı söylemlere her zaman ihtiyaç duyuyor. Osmanlı dönemindeki Arap aşiretlerinin ayaklandırılma hikâyelerine bakıldığında, İngiliz istihbaratının nasıl çalıştığı bütün açıklığıyla görülüyor. Bu yöntemler bugün de devam ediyor.

Örgütlerin dönemi bitiyor!..

Çıkarlar, güvenlik, petrol, enerji, su, ticaret ve koridorlar gündemde olduğu sürece; yeni ve farklı örgütlerin sahneye sürülmesi güncelliğini koruyor. Ancak Suriye özelinde devam edersek, “örgütlerin dönemi bitiyor” tanımı bugün için oldukça net bir çerçeve sunuyor.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları dönemine ve sonrasına bakıldığında, bu tespitleri doğrulayan yüzlerce belge ve örnekle karşılaşılıyor. Bugün ise Suriye üzerinden, ABD ile Çin arasındaki rekabetin reel politik yansımalarına şahitlik ediliyor. Aynı durum İran için de geçerliliğini koruyor. Yani Suriye parantezi kapanırken, yeni bir İran parantezinin açıldığına dikkat çekmek gerekiyor.
Sonuç değişmiyor: Örgütler kullanılıyor, devletler ise anlaşıyor…
Çünkü hiçbir örgüt, devletler olmadan ayakta duramıyor; kurulamıyor, söylem üretemiyor ve insanları ikna edemiyor. Örgütler, devletlerin kullanışlı aparatları olarak işlev görüyor. İşleri bittiğinde ise vedalaşılıyor.

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%