Peki, Filistinlilerin kimi var?

Okuduğunuz Yazı
Peki, Filistinlilerin kimi var?

İçerik

İsrail’in işgal altında tuttuğu Filistin topraklarından Doğu Kudüs’te, tamamen işgalin getirdiği hukuk veya hukuksuzluğun eseri olan Neve Yaakov havrasına, Cumartesi’yi karşılamak amacıyla yapılan ibadet sona erdiği sırada, daha önce hiç şiddete karışmamış, 21 yaşındaki Hayri Alkam elinde bir tabancayla girdi ve 7 kişiyi öldürüp, 3 kişiyi yaraladı. Çevresine ateş açarak kaçtığı sırada, İsrail polisi tarafından öldürüldü.

Türkiye dahil, birçok ülke saldırıyı kınadı, duyulan üzüntüyü ifade etti, taraflara itidal çağrısında bulundu. Bir ibadet mahalline yapılan silahlı saldırı elbette, “ama, fakat” gibi kayıtlar olmadan kınanır. Masum insanların toplu halde katledilmesi de–saik ne olursa olsun–infiale yol açar ve ilgili-ilgisiz çoğu kişinin misillemede bulunması tehlikesini beraberinde getirir. Bu sebeple üzüntü ve nefretle kınama açıklamaları, katliama karşılık havranın bulunduğu yöredeki İsrail işgal yerleşim bölgesinde yaşayan Musevilerin ve Doğu Kudüs’teki Arapların benzeri şiddet olaylarıyla tepki göstermemeleri için yapılan itidal çağrıları yerindedir.

Bu açıklamalardan sonra “ama”lı, “fakat”lı meşrulaştırma veya reddetme ifadeleri gelmesine karşı uyarıda bulunmuş bir kişi olarak tersini yapacak değilim. Burada ele alınması gerekli konu, bence, Müslümanlarla Yahudilerin, sadece işgal altındaki Arap topraklarında değil ama bütün dünyada arasının kapanmayacak şekilde açılması, zaten mevcut siyasal husumetin kök salmasına sebep olan bu ve benzeri çatışmaların önlenmesi için dünyanın acilen harekete geçmesi gerektiğidir. Olayı, “saldırı” diye değil “çatışma” diye nitelememin sebebi de, bu aciliyetin boyutunu belirtmek içindir.

Yeniden göreve gelmek için, İsrail’in çok halklı, çok dinli bir hukuk devleti olmaktan çıkartılarak, sadece Musevilerin vatandaş olabildiği bir Musevi şeriat devleti haline dönüştürülmesine bile “Evet” demiş olan Başbakan Binyamin Netanyahu da infialin şiddet sarmalını yeni bir “indifada” kalkışmasına çevirmemesi için Musevilere, “kendilerini kanun gücü yerine koymamaları, bunun için polis ve ordunun var olduğunu” hatırlattı.

Peki, toprakları bir ülkenin, hem de arkasında nerede ise tüm dünyanın ittifak ettiği İsrail devletinin işgalindeki Filistinlilerin kimi var? Neyi var? Netanyahu’nun anayasayı kaldırarak yerine Tevrat Şeriatını getirmek ve bunun için Doğu Kudüs dahil, işgal altındaki Arap topraklarının ilhakını isteyenleri kınamak şöyle dursun savunan demeçlerine karşı, Filistinlilerin sesini duyuran ne var? Bir insanın ülkesinin işgali, fiili çatışma durumu yaratır; Filistinlileri bu çatışmada kanun gücünü eline almaktan alıkoyacak nasıl bir düzenleme var?

Parlamentodaki koalisyona karşı ne özgürlükçülerin ne laiklerin ve ne de Filistinlilerin sesini duyuran, onlara ülkelerinin bir gün elbette İsrail askerinin çizmesi altından kurtulacaklarını vaat eden bir kamuoyu gücü ne İsrail’in içinde ne Birleşmiş Milletler bünyesinde oluşmadı, oluşmuyor.

Bu durumu, 21 yaşındaki Hayri Alkam’ın Şabat gecesi baskınını haklı gösteren bir durum diye algılamayın; ama elini silaha sürmemiş 21 yaşındaki diğer Hayrilerin, kendi ülkelerinde barış içinde hayatlarını sürdürmelerinin henüz çaresinin bulunmadığını da kabul edin.

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Hakkı ÖCAL