Saldırıların üç sebebi ve üç sonucu

Okuduğunuz Yazı
Saldırıların üç sebebi ve üç sonucu

İçerik

Epeydir başlamıştı da anlaşılan durmayacaklar.

Gazze’den Neo-Gezi’ye, “milliyetçilik” adı altında ırkçı faşizmin ve laiklik kisvesiyle sahte Atatürkçülüğün ayak seslerini işitiyoruz.

ABD ve İsrail Türkiye’ye çok kızgın.

Yaşananların üç sebebi ve üç sonucu var.

1- GAZZE’DEKİ SOYKIRIM VE TÜRKİYE’NİN TUTUMU

Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “One minute”den sonraki en sert çıkışı, Netanyahu’yu açıkça “Gazze kasabı” ilan etmesiyle tüm dünyada ses getiren duruşu İsrail’in fabrika ayarlarını bozdu. Yakalanan 34 MOSSAD ajanı Türkiye’de turistik bir seyahat için bulunmuyorlardı. MOSSAD’ın birinci amacı, Türkiye gazetesinden Yılmaz Bilgen’in haberine göre ertelemek zorunda kaldığı suikast benzeri eylemleri dolaylı yollardan hayata geçirmek. Bu yüzden yakın temasta olduğu terör örgütlerine Türkiye içinde bombalama, suikast ve toplumun hassas değerlerini sarsan eylemler yapma görevi verdi. Yahudileri hedef alacak saldırılardan Filistinliler sorumlu tutulacak. Bu adımla, Türkiye terör destekçisi ülke olarak lanse edilecek. Türkiye’den çıkması sağlanacak Filistinli yöneticiler, kolay lokma hâline getirilip öldürülecek ya da yakalanıp İsrail’e götürülecek.

MOSSAD’ın ikinci amacı ise Türkiye’de sokakları hareketlendirmek için Arap düşmanlığını körüklemek. Bunun için Türkiye’de yeterince ırkçı malzeme var. İsrail’in gerilim stratejisinde Atatürk konusuna özel önem verdiği kaydediliyor. Büstlere saldırı (Anıtkabir’de “Şeriat isteriz” diye bağıran provokatörün ilişkilerine dikkat)sosyal medya tahrikleri ile infial uyandıracak saldırılar.

Yeni yılın ilk sabahı yapılan mitinge katılan ve elinde Kelime-i Tevhid bayrağı taşıyan temizlik işçisi vatandaşa yumruk atan paçoz ırkçı benzerlerinin ortaya çıkması boşuna değil.

Zafer Partisi ve Ümit Özdağ’ın peşindeki güruh, onların istediği kaotik ortamın aparatları olacaklar. Muhalefetin tüm bileşenlerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deyimiyle en mülevves ve pespaye bir hareket tarzıyla saldırgan ırkçıya sahip çıkmaları ise gelinen noktayı gözler önüne seriyor. Muhalefetteki bu kepazeliğin motivasyonu ise aşağıdaki maddede.

2- YEREL SEÇİMLER ÖNCESİNDE “MİLLİYETÇİ” OYLARI KONSOLİDE ETMEK

Atatürk ile başladılar.

Genel Başkanları Özgür Özel gidip bağımsız Kürdistan isteyen sopranonun elini öptü, ardından Şeyh Said Bulvarı konusunda Atatürkçüler yeri göğü inletirken o “Şeyh Said de bizim Atatürk de” mealinde bir açıklama yapıp o dönemdeki insanların torunlarını gücendirmemek gerektiğini söyleyince dağılan Atatürkçüleri ve milliyetçileri toparlamak gerekiyordu haliyle.

Ardından binlerce mezun teğmenden birinin toplu iğne olmadığı için takamadığı Atatürk rozetinden TSK’da şeriat kalkışması uydurmasını devreye soktular.

Yine olmadı.

Sonra Gazze mitingi sabahı Kelime-i Tevhid bayrağı taşıyan ve temizlik işçisi olan İsmail Aydemir’e saldıran bir ırkçının saldırısıyla coştular. Hilafet bayrağı taşıyan bir şeriatçıyı dövmüştü hayallerindeki kahraman Ege Akerman.

17 yaşındaki bir liseli genci Atatürk’e hakaret etti diye hapse attırmayı başarıp idamını isteyenler, bu 22 yaşındaki kazık kadar herif için “Çocuk o yaa, bir hata etmiş vurmuş” dediler rezilce.

Muhalefetin tüm partilerinin genel başkanından sözcülerine, milletvekilinden embedded (iliştirilmiş) gazeteci-yazar takımına, fırıldak ve onursuz belediye başkanından karanlık akademisyenlere kadar “geçmiş olsun” sırasına girdiler adeta birbirlerini ezerek.

Oğlanın babası emekli Binbaşı imiş. Kim acaba?

Bu ırkçı saldırgan yılbaşı sabahı o saatte orada ne arıyordu?

Cevapları lazım bu soruların.

Oğlanın okulundaki profesör, “Ege Akerman öğrencimizdir ve kıymetlimizdir” dedi.

Bunlar katillerine de böyle sahip çıktılar milliyetçilik adı altında.

Hrant Dink’i katleden tetikçi Ogün Samast için paçavralarında “Yalnız Kurt” deyip onun da kendine göre sebepleri olabileceğini yazan ve gazetecilik mesleğinin şerefini iki paralık edenlerin uzantıları iki gün boyunca Halk tv’de bu ırkçı saldırgan tarafından yumruklanan temizlik işçisi İsmail Aydemir’i linç ettiler kendisine ait olmayan “Tweetler” i üzerinden. Çünkü İsmail Aydemir’in Twitter hesabı yoktu ve aynı ismdeki bir başka kişinin yazdıklarıyla alakası yoktu. Adamın ne Hilafetçi oluğu kaldı ne de Hibuttahrir’ci olduğu. Hepsi yalan ve iftiraydı. Hiç utanmadılar.

Bu arada MOSSAD’a, FETÖ’ye, CHP’ye bağlı trol hesaplar ünlüler adına açtıkları parodi hesaplarla bu saldırgan “gence” destek yağdırdılar. Metin Akpınar’dan Beyazıt Öztürk ve Türkan Şoray’a kadar. Bir tek Türkan Şoray açıklama yapıp yalanladı “Bu hesap bana ait değil” diye.

Bitmiyor.

Bir de geçen yılın kaybedeni var.

Ekrem İmamoğlu’na yaranmaya çalışarak kendisine siyasal ikbal dilenen umutsuz vaka Muharrem İnce, mağduru suçluyor “Elinde Hilafet bayrağı taşıyor” diye. O bayrağın her Cuma namaz kıldığını söylemesine rağmen Kelime-i Tevhid olduğunu bilmeyen bir Genel Başkan. Halbuki geçtiğimiz yıllarda vefat eden babasının tabutunun üzerine serilen örtüye dikkatle baksa aynı Kur’an yazısını orada da görecekti.

28 Şubat sürecinde başı örtülü kadınlara FAHİŞE diyen, gördüğü yerde hepsini kollarından tutup karakola götüreceğini ilan eden Fatih Altaylı bu saldırgana destek vererek “Ellerine sağlık” diye tweet attı. Sonra acınası bir açıklamayla “Ben ona demedim ki, onu tutuklayan polislere de demiş olabilirim” dedi.

Mustafa Sandal?

Altını siz doldurun, zaten içi boş.

Hep söyledik, yerel seçimlere giderken kazanamadıkları genel seçimin intikamını almak üzere Türkiye’yi bölmek ve oluşturacakları kutuplaştırma ortamından bir çatışma süreci başlatmak istiyorlar.

Riyad dangalaklığı da bu niyetin işaret fişeklerinden biri. Divan Oteli’nden Riyad’a uzanan ve sönmeyen intikam ateşi bu planlı sabotajı tezgâhlamaya kadar işi götürdü.

Son bulmayacağı, herkesin hazır olması gerektiği ortadaydı.

3- SURİYE’NİN KUZEYİNDE PKK VARLIĞI VE YPG DEVLETİ PROJESİ

Türkiye bu projeye izin vermiyor. Operasyonların ardı arkası kesilmiyor. MİT ve TSK’nın etkisizleştirdiği PKK’lı elebaşlarının sayısı bir haftada 7-8’den aşağı düşmüyor. ABD hem Gazze hem Rusya-Ukrayna savaşında takındığı tutum nedeniyle zaten diş bilediği Erdoğan ve Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak istiyor.

Irak’ın kuzeyinde 12 askerimizi şehit eden PKK saldırısında koordinatları MOSSAD-CIA İKİLİSİNİN verdiğini sağır sultan işitti.

Son günlerin “tuhaf” gündemlerini ABD’nin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde yürütülen Cumhur İttifakı’nda vücut bulan yönetiminden bağımsız değerlendirebilmek mümkün görünmüyor.

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Fuat UĞUR