Çelik Üretimi Üzerinden de Savaşa hazırlık var
Son beş yıldır diğer hazırlıkların yanında kıymetli madenlerin artışıyla da yeni bir dünya savaşı hazırlığı olduğunu söyleyebiliriz.
Konunun uzmanları savaş hazırlıkları olarak
artan milliyetçilik
otoriter liderler
savunma sanayii harcamalarındaki artışlar
Baktığımızda dünyada son on on beş yıldır artan bir milliyetçilik var. Aynı zamanda neredeyse tüm etkili liderler otoriter liderler olarak karşımıza çıkıyor. Savunma sanayiindeki artışlar ve silahlanma yarışına baktığımız zaman da bu konuda ciddi bir yarış olduğunu görüyoruz. Konvansiyonel silahların yanı sıra zamanın ruhunu yakalayan silahlar diyebileceğimiz İHA, SİHA gibi insansız silahlarda da Türkiye dünyada lider konumuna gelmiş durumda.
ABD Başkanı Trump, “Bir düşünün? Çok büyük bir çelik üreticisi olan Japonya’dan daha fazla çelik Amerika Birleşik Devletleri tarafından üretildi. Az önce açıklandı.” şeklinde bir açıklama yapıyor.
Normalde çelik üretiminde sıralama şöyle:
Çin 1.004 milyon ton ile dünya üretiminin yarıdan fazlasını üretiyor. (Komünist devrim sonrası herkes evdeki kap kacağı satıp çelik üretmeye kalkmasından ve bir türlü kaliteli çelik üretememeden bu noktaya gelmesi elbette ABD’yi rahatsız eder.)
Hindistan 150 milyon ton
Japonya 84 milyon ton
ABD 80 milyon ton
Rusya 70 milyon ton
Güney Kore 63 milyon ton
Almanya 37 milyon ton
Türkiye 37 milyon ton
Brezilya 33 milyon ton
İran 31 milyon ton
İlk 10 üreticiye baktığımız zaman sanayide iyi olan ülkeler ve savunma sanayiinde iddia ortaya koyan ülkelerin öne çıktığını görüyoruz.
ABD, sadece Trump döneminde değil Biden döneminde de çeliği stratejik bir araç olarak görüyordu. Aynı zamanda Trump’ın çelik üretimiyle ilgili vurgusu ABD sanayisinin yeniden hikâye yazma çabası olarak görülebilir. Daha önemlisi ise çeliğin savunma sanayiindeki stratejik kullanımıdır. Bunun için de yüksek kaliteli çelik üretimi öne çıkıyor.
Tarih boyunca çelik savaşlarda hep stratejik ürün olarak görüldü. Eskiden kılıç, mızrak gibi savaş araçları yapılırken şimdi yüksek kaliteli, aşınmayı önleyen, uzaya çıkabilecek çelik üretiminde ciddi bir rekabet var. Bu kalitede çelik üretebilen ülke sayısı da üç beş kadar.
Ursula Von Der Leyen de katıldığı bir AB Liderler Zirvesi’nde “çelik üretimimizi artırmalıyız” demiş, ardından “silahlanmak, savaşa hazırlanmak zorundayız” demişti.
Üstelik sürekli vurgu yaptığı “çevre” ve “iklim değişikliği” gibi konularda tek cümle kurmaması da oldukça dikkat çekiciydi.
Trump belki bu çıkışıyla “America First” yaklaşımına atıfla uzun süredir ihmal edilen ağır sanayisini yeniden canlandırmak istiyor olabilir. Ancak temel amaç bir savaş hazırlığı olarak okunmalıdır.
Türkiye, çelik üretiminde 8. sırada ama bizim üretimimiz daha çok yassı çelik ve uzun çelik üretimi olarak öne çıkıyor. Kaliteli savunma sanayiinde ve yüksek teknolojik ürünler üretmede kullanılacak çelik üretimimiz henüz yok.
Konuya ilgili konuştuğum bir sanayici, “Ben kaliteli çelik üreteceğim ve bunu da savunma sanayiinde kullanacağım ya da savunma sanayi firmalarına satacağım” derseniz, aldığınız makineleri bile “Ne üreteceksiniz?” diye gelip kontrol eden küresel bir yapı var, diyor.
Duyduğuma göre OYAK, İsviçre’den bir firmayı satın almış, oradaki know-how’ı da kendi üretiminde kullanacakmış. Umarım kısa zamanda yüksek kaliteli çelik ve diğer alanlarda üretim yapabilecek seviyeye geliriz.
EPSTEIN LAĞIM ÇUKURU İLE İPİ ELLERİNE ALMIŞLAR
Epstein, lağım çukuru patladı.
İddialar çok iğrenç.
Pedofili
Eşcinsellik
Sapkınlığın her türlüsü var.
Dünyayı yönetenlerin hepsi bir şekilde bu şebekenin eline düşmüş durumda.
Biden’ın kameralar önünde birçok pedofil görüntüsü vardı, hatırlarsak.
Trump da pek farklı değilmiş, sadece yaşça biraz daha büyüklerini tercih etmiş.
Tüm bunlara kadın ve çocuk hakları savunucuları olarak görünenler hiçbir şey demiyor.
Batı’nın içini boşalttığı kavramlar bir taraftan, diğer taraftan da işlerine geldiği gibi her şeyi kullanıyorlar.
Tüm bunların yanına sapkınlıklarında sınır tanımayıp insan eti, dışkı bile yedikleri ifşa oluyor.
Görünen o ki fıkradaki gibi “ip … eline geçmiş”, istediğini söyletiyor.
İşin ilginç yanı bu sapkınlıkları yapanlara dair hiçbir yasal işlem başlatılmamış olması.
Türkiye açısından olaya bakacak olursak adı geçen kişiler ya o sapkınlarla aynı tezgâhları kuran FETÖ’nün elemanlığını yapmış kişiler ya da Müslümanların parası üzerinden imparatorluk kurmuş Ören gibi tipler.
Ülkemizin lideri Erdoğan’ın adını bunlarla yan yana getirmek bile mümkün değil.
O sebepten hep “Dünya beşten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkün” diyor.
Allah cc dünyamızı bu sapık ve sapkınlardan kurtarsın.
EPSTEİN’A GÖRE EN BÜYÜK TEHDİTLER
Imran Han (eski Pakistan başbakanı şu an hapiste)
Erdogan (Türkiye Cumhurbaşkanı, darbe girişimleri ile ortadan kaldırmak istediler başaramadılar)
Hamaney (İran dini lideri, şu an hedefteki liderlerden biri)
Şi Jinping (Çin devlet başkanı, Batı’nın en korkulu rüyası durumunda)
Putin (Rusya devlet başkanı, Batı tarafından ülkesi ambargo halinde ve varlıkları dondurulmuş durumda)
Görüldüğü üzere Batı ile problemi varmış gibi gözüken liderler dünyadaki bir çok lider gibi o sapkınlıkların içerisinde olmamışlar.
Dolayısıyla da ipleri de tamamen Mossad ya da CIA kontrolü altında değil.
Epstein’ın Türkiye Şubesi Bebek Otel Mi?
Gün geçmiyor ki Bebek Otel ile ilgili yeni bir iddia daha ortaya atılmasın.
Uyuşturucu kullanımı vb gibi konular otel tarafından sanırım menüsünde de yer alıyordur. Ancak, öğrendiğimize göre bazı kadınlar birileri tarafından başka arkadaşlarına da öneriliyor.
Üstelik burada dönen paralar İstanbul büyükşehir belediyesinden İmamoğlu döneminde çalınan paralarla yapılmış.
Yazık..
Çok yazık..




