ABD’yi bölgeden defediyoruz

Okuduğunuz Yazı
ABD’yi bölgeden defediyoruz

İçerik

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik düzenlediği harekata dışarıdan ve içeriden yükselen itiraz ve tepkilerin aslında hiçbir tutarlılığı, samimiyeti, zerre kadar haklı bir yanı yok.

İsrail ile Arap Birliği’ni Türkiye’ye karşı birleştiren küresel güç, Afganistan’da, Irak’ta, Tunus’ta, Filistin ve Suriye’de akan kanın asıl sorumlusu, öldürülen milyonlarca sivilin başaktörüdür.

ABD öncülüğündeki koalisyon devletlerinin burada bulunma sebebi de barışı sağlamak değil, Irak ve Suriye’de olduğu gibi kanlı savaşları coğrafyanın geneline yaymaktır. Bu süreç Afganistan ve Irak işgaliyle başladı, Suriye ile devam ediyor. Dahası, Türkiye ve İran’ı da bu kanlı parantezin içine hapsetmeye çalışıyorlar.

Güney sınırlarımızda kurulmaya çalışılan “terör koridoru”yla önce İsrail gibi bir garnizon devlet oluşturmayı, sonra da burada kazandıkları mevziyle çatışma ve savaşları bütün bir Ortadoğu’ya yaymayı planlıyorlardı. Barış Pınarı Harekatı, işte bölgeye yayılmaya çalışılan ve yüz yıl sürmesi planlanan bu kanlı projenin önünü almayı amaçlamaktadır.

Türkiye, Tel Abyad ve Resulayn arasındaki 120 km’lik uzunlukta, 32 km’lik derinlikteki alanı kontrol altına alarak “terör koridorunu” ortadan bölmüştür. Harekat, zaman içinde 480 kilometreye kadar uzanarak hem sınır boyumuz tümden kontrol altına alınacak hem de “garnizon devlet” planı tarihin çöplüğüne gönderilecektir.

Türkiye’nin hedefi ve amacı, Batı’nın kanlı planlarını hayata geçirmeye çalışan terör örgütlerini bölgeden temizlemek ve bu toprakların gerçek sahiplerinin evlerine dönüşlerini sağlamaktır. Suriyeli mültecileri ülkelerine bile kabul etmeyen Batılı devletlerin buradaki varlığı ise işgalciliktir, başka bir tanımı ve izahı yoktur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı harekatı kararıyla, aslında ABD öncülüğündeki küresel koalisyonun bu topraklardan defedecek süreci başlatmıştır. ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in dün yaptığı “Suriye’nin kuzeyinden 1000 askerimizi çekiyoruz” açıklaması, bu sürecin başladığını açıkça gösteriyor. Küresel muktedirleri çılgına çeviren işte Türkiye’nin bu hamlesi ve tutumudur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlılığı olmasa, Türkiye’yi gözünün yaşına bakmadan birkaç yılda Suriye ve Irak’tan beter hale getireceklerdi. Evet, Barış Pınarı harekatıyla bu hesapları, planları, hayalleri suya düştü.

Şimdi dışarıda da içeride de belli çevreler umudunu Trump’ın twitlerine bağlamış durumda. Dört gözle Trump’ın “Türkiye’yi mahvedecek” twitlerini bekliyorlar. Trump da en az Obama kadar ahlaksız bir yöneticidir, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’yi “mahvedecek” güce sahip olduğunu sanması bile onun ne kadar tarihten bihaber olduğunu gösteriyor. Ama burada sorun Trump karşıtı görünenlerin Türkiye aleyhinde atılan her twit sonrası Trump sempatizanı kesilmesi. İstiyorlar ki Türkiye mahvolsun!

Yüz yıl önce de aynı hevesi taşıyanlar vardı. Türkleri tarihten silmek için gelen işgalcileri gülerek, alkışlayarak karşıladılar. Ama işgalciler gibi onlar da hüsrana uğradı; Türkler, yeni bir devletle kaldıkları yerden tarihi yolculuklarına devam ettiler. Bu gerçeği bundan sonra ne Trump ne de bir başkası değiştirebilir. 

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
67%
Orta Karar
33%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Kurtuluş TAYİZ