Hareket Ordusu’nun lideri kim?

Okuduğunuz Yazı
Hareket Ordusu’nun lideri kim?

İçerik

Ben Ekrem İmamoğlu diyorum.

Aksini iddia edenler de var; güya Hareket Ordusu’nun lideri Özgür Özel’miş.

Sanmam, o sıcak patatesi elinde tutması için istihdam edilen bir personel şu anda. DEM’le ilişkileri filan ona yaptırtıp, “Öcalan tecriti”nin kaldırılması, kayyumların sonlandırılması gibi sözleri verdirtiyor ve yuhalanmak üzere şehit cenazelerine onu gönderiyor Ekrem Bey. Kendisi şehit cenazelerinde görünmüyor malum.

Yani lider o.

Büyük Türk düşünürü Zülfü Livaneli seçimlerin 31 Mart tarihinde yapılacak olmasından mülhem, tarihte 2. Abdülhamid döneminde İttihat ve Terakki Hükümeti’nin baskıcı tutumuna karşı bir isyan olan 31 Mart ayaklanmasına bir göndermede bulundu üç dört gün önce:

“Bu seçimleri ya gericiler kazanacak ya hareket ordusu”

Tarihi Zülfü Livaneli gibi “Büyük Türk tarihçisi Emin Oktay”dan öğrenenler 31 Mart’ı “Gerici ayaklanma” diye niteliyor ya ondan bu “zekice” göndermesi.

Zülfü Livaneli 31 Mart yerel seçimleri için yaptığı bu benzetmeyle 28 milyonluk Cumhur İttifakı seçmenine ve Türkiye nüfusunun yüzde 60’ına hakaret ediyor aslında.

Çünkü Selanik’ten hareket ederek İstanbul’a giren Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu “Kızıl Sultan ve Müstebit” Abdülhamid’i devirmişti ve hepimizin bildiği üzere onu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile özdeşleştirmişlerdi. Ama bu niyetleri her seçimde olduğu gibi yine ellerinde patlamıştı 14-28 Mayıs 2023’te…

“Aramızda kalsın galiba kazandık başkan, öyle değil mi başkan” diye kendisine yanında aval aval bakan Mansur Yavaş’la seçim gecesi name yapan Ekrem İmamoğlu da bu ekibin baş aktörlerinden biriydi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayıydı ve Erdoğan karşısında hezimete uğramıştı.

Ama Tayyip Erdoğan’a karşı kaybeden yalnızca Ekrem İmamoğlu değildi. Onu Hareket Ordusu komutanlığına tayin eden Zülfü Livaneli’nin karın ağrısı ve kuyruk acısı daha eskilere dayanıyor.

27 Mart 1994 yerel seçimlerinde Sosyaldemokrat Halkçı Parti’den (SHP) aday olan Zülfü Livaneli, Refah Partisi’nden aday olan ve yüzde 25,19 oyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Tayyip Erdoğan’a karşı da kaybetmişti. Aldığı oy yüzde 19,30’du ve arada 7 puan fark vardı. Şimdi o seçimleri küçümsemek için DSP’nin, ANAP’ın, DYP’nin ayrı adaylar çıkarıp “oyları böldüler” palavrasına sığınıyorlar. İyi de ANAP adayı İlhan Kesici yüzde 22,14 oy almış, DYP adayı Bedrettin Dalan da yüzde 15,46… Bu durumda MERKEZ-SAĞ oyları toplayın bakalım kaç ediyor? Yüzde 62,75 oy…

Kısacası o seçimde boyunun ölçüsünü alan Zülfü Livaneli yenilen pehlivan güreşe doymaz misali şimdi “vekil savaşçısı” olarak ileri sürdüğü Ekrem İmamoğlu’nu Hareket Ordusu Komutanlığına getirmiş, gaz veriyor.

HAREKET ORDUSU ABDÜLHAMİD’İ DEVİRDİKTEN SONRA NE OLDU?

Hareket Ordusu, Osmanlı’da iktidara el koyup kukla bir padişah olan Şehzade Reşad Efendiyi V. Mehmed unvanı ile tahta çıkardı. Mart 1911’e kadar devam eden sıkıyönetim döneminde Meşrutiyet yönetimi Mahmud Şevket Paşa’nın şahsî diktatörlüğüne dönüştü. Hareket Ordusu Osmanlı Devleti’ni felaketten felakete sürükleyen dönemin kapısını açmıştı. Sonuç, Birinci Dünya Savaşı’na sokulan Osmanlı ve topraklarımızın işgal edilmesiyle başlayan Millî Mücadele…

HAREKET ORDUSU KOMUTANI’NIN İHANETİ VE KATLEDİLEN 26 BİN OSMANLI ASKERİ

İttihatçı Diktatör Mahmud Şevket Paşa daha sonra Selanik’teki 8. Geçici Kolordu’nun başına Hasan Tahsin Paşa’yı getirdi. Hasan Tahsin Paşa Messaria’da (şimdiki Molista) doğmuş bir Arnavut’tu. Yanya’da Rum Zosimea lisesinde okudu, akıcı şekilde Rumca biliyordu. 1870 yılında Katrin’de jandarmalığa başladı, daha sonra astsubay olarak Osmanlı Ordusu’na katıldı. Kısa süre sonra subay oldu, 1881 yılında Yanya Jandarma Komutanı oldu. 1908-1910 yılları arasında Yemen valisi olarak görev yaptı.

Onun komutanlığı döneminde Prens Konstantin komutasındaki Yunan kuvvetleri, güneyden Selanik şehrine ilerlemeye başladı. Hasan Tahsin Paşa komuta ettiği 30 bin asker ile Sarantaporon, Vardar ve Yenice Muharebeleri’nde Yunan kuvvetlerini durdurmaya çalıştıysa da  2-3 Kasım tarihlerindeki muharebelerde yenilgiye uğradı. Kuzeydoğu’dan da 7. Bulgar Tümeni’nin Selanik’e yaklaşması üzerine Yunan komutanlarıyla şehrin teslimi için görüşmelere başladı. 8 Kasım 1912’de Selanik’i ve 26 bin Osmanlı askerini ve tüm silahları Yunan ordusuna teslim etti. Yunanlar teslim olan Osmanlı askerlerinin büyük bölümünü katletti.

Bu sebepten Divan-Harb tarafından vatan haini olarak gıyabında yargılandı ve idam edilmesine karar verildi. Yunanlar tarafından serbest bırakılmasından sonra, önce Fransa’ya, sonra İsviçre’ye sürgüne gitti. 1918 yılında Lozan’da öldü ve oraya gömüldü. 1937 yılında mezarı Selanik’e taşındı. Savaş esnasında emir subaylığını yapan oğlu Kenan Mesare Yunan vatandaşı oldu ve özellikle Balkan Savaşları’nı resmettiği tablolarıyla tanındı. Diğer oğlu Kemal Mesarea Arnavutluk’a taşındı, daha sonra Arnavutluk’un Yunanistan Büyükelçisi olarak görev yaptı.

Nasıl beğendiniz mi HAREKET ORDUSU’nun CV’sini?

Bakıyorum 2. Abdülhamid’i devirdikten sonra bu ülkenin başına olmadık felaketler açan ittihatçı sürünün yasını bugün tutanlar, şimdi seçimlerde “savaş kazanması” için “ordu komutanı” atamaya kadar vardırıyor işi.

Komutan’ın gerçekte kim olduğunu öğrenecekler de o vakit kendileri için iş işten geçmiş olacak. Çakma komutanların tarihteki karşılığını yukarıda anlattığım gibi biliyor bu millet.

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
100%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Fuat UĞUR