Partiyi ele geçiremeyince Erdoğan’a düşman kesildiler

Okuduğunuz Yazı
Partiyi ele geçiremeyince Erdoğan’a düşman kesildiler

İçerik

İşi şu noktaya getirdiler:

Bugün hangisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı daha sert bir dille hedef alacak, sıra kimde?

Birbirlerinden rol kapma yarışına girdiler.

Zira en fazla suçlamayı yönelteni destekleyip, öne çıkarıyorlar.

Abdullah Gül iki gün önce Karar’ın manşetindeydi.

Karar, önce parti liderlerini toplayıp birer tur Erdoğan’a yönelik “serbest vuruş” tadında yayınlar yaptıktan sonra finali Abdullah Gül’e bıraktı.

O da yine her zamanki “ağır” üslubuyla Erdoğan’ı hedefe alıp “Ülke çok kötüye gidiyor, kaygılıyım” açıklamalarından birini yaptı. Sanki çok ciddiye alınıyormuş gibi!

Ahmet Davutoğlu da Gül’den geri kalmamak için, el yükselterek “Cumhurbaşkanı iyi, etrafı kötü’ yaklaşımını artık terk edeceklerini, kötü olanın doğrudan Erdoğan’ın kendisi” söylemine geçeceklerini duyurdu.

Aslında baştan beri büyük bir iki yüzlü tutum içindeydiler. Erdoğan’dan iktidarı çalmak için her türlü dalkavukluğu, iki yüzlülüğü, riyakarlığı, sahtekarlığı, samimiyetsizliği yaptılar. Erdoğan’ı da Özal gibi Köşk’e sıkıştırıp tecrit etmeyi, partisini elinden almayı, yalnızlığa terk etmeyi planladılar.

Erdoğan, partisini bu güç hırsızlarına bırakmayınca işte bugünkü tablo yaşandı. Adım adım partiden uzaklaşarak Erdoğan’ın karşısına dikildiler. Sevindirici olan, bugün gerçek yüzleriyle, yani dizginsiz bir Erdoğan düşmanlığıyla sahnede yerlerini almış olmalarıdır.

Yalnız şunu da hatırlatalım; Erdoğan düşmanlığı gerçekte millet düşmanlığıdır. Bu gerçeği de hiçbir perde örtemez, bu böyle biline!

***
Muhalefet için Erdoğan’ı vurmak artık günlük spor faaliyetlerinden biri adeta. CHP, HDP, Saadet, İYİ Parti…

Güne, siyasete böyle başlıyorlar.

Araştırma şirketleri de boş durmuyor; Erdoğan nefretiyle adeta akıl tutulması yaşayan KONDA, bilmem kaçıncı “AK Parti’nin oyları düşüşte, Erdoğan’a destek azalıyor!” anketini servise koydu.

“Büyük felaket kapıda, ekonomi batıyor” diye başlatılan yeni kampanya da işin cabası.

Muhalefetin ve sisteme yerleşen Batı uzantısı psikolojik harp unsurlarının önümüzdeki süreçte algı operasyonlarına ağırlık verecekleri iyice görülüyor.

Dikkat edelim, Türkiye ekonomik ve siyasi olarak güçlendikçe; dış politikadaki ağırlığı arttıkça;Batı ile çekişme ve rekabet hızlandıkça içerisi de buna paralel olarak hareketleniyor. Körfez ülkeleriyle, İsrail, Yunanistan ve Fransa ile mücadele sadece dışarıda değil, içeride de sürüyor.

Türkiye güçlendikçe Batı’nın içerideki “stratejik” ortakları istikrarsızlık üretmeye, ülkenin yakaladığı çıkış trendini geriye çekmeye çalışıyorlar.

FETÖ ve PKK’nın artık istikrarsızlık yaratacak unsurlar olmaktan çıkması üzerine iş artık Batı’nın içerideki siyasi ortaklarına düştü.

Gerçek yüzlerini, kimliklerini her geçen gün biraz daha deşifre edecekler. Millet de tabii bu süreçte dostunu, düşmanını daha iyi tanıma fırsatı bulacak. En önemlisi de bu!

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
100%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Kurtuluş TAYİZ