Sistemli saldırıyorlar…

Okuduğunuz Yazı
Sistemli saldırıyorlar…

İçerik

Yeni değil, eskiden de yapılırdı bunlar. Milletin değerleriyle kavgalı marjinal gruplar kullanılarak sinir uçları ile oynanır, toplumun huzuru bozulmaya çalışılırdı. Ama İnternet ve sosyal medyanın bulunmadığı dönemlerde cılız sesler olarak kalırdı.

Şartlar değişti tabi…

Artık azgın azınlık bile çok ciddi gürültü çıkarabiliyor. Bir yerlerden yükselen çatlak sesler alabildiğine köpürtülüyor. Gerçekler, oluşturulmak istenen algılarla perdeleniyor. Bunlar sistemli bir hale gelince, hepimizi de tartışmanın içine çekiyor.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Erbaş ile ilgili olarak atılan adım ortada: İHD Ankara Şubesi, eşcinsellere yönelik olarak söylediği sözler hakkında suç duyurusunda bulundu. Arkasına da Ankara, İstanbul ve İzmir Baroları takılıp destek verdi.

Hukuken hiçbir anlamı yok bu suç duyurusunun. Doğal olarak “takipsizlik” kararı verilecek. Çünkü Diyanet İşleri Başkanı, dinin tartışılmaz bir emrini dillendirdi. Görevini yaptı, toplumu sapkınlıklara karşı uyardı.

Suç duyurusuna destek veren barolar da biliyorlar bunu. Sadece Türkiye değil, dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir suç duyurusu sonuç vermez. Ama mesele hukuken bir sonuç almak değil ki! Din ve Diyanetle uğraşmak! Milletin kutsal değerlerini tartışma konusu yapmak!

Son dönemde her alanda görüyoruz bunu. Ele geçen hiçbir fırsat kaçırılmıyor. Her vesile ile saldırılar sürdürülüyor. Büyük, sistemli ve yoğun bir yıpratma kampanyası ile karşı karşıyayız.

***
Türkiye, Libya’da, Akdeniz’de, Suriye’de milli menfaatlerinin gerektirdiği adımlar atıyor. Anında saldırıyorlar.

Büyük projelere imza atıp, Şehir Hastaneleri gibi dev yatırımlar gerçekleştiriyoruz. Onları kirletmeye çalışıyorlar.

Yollar, köprüler, barajlar ve santrallerle kavgalı haldeler.

Peş peşe ekonomik saldırılara maruz kalıyoruz. Türkiye’nin karşısına geçip, saldırganların ekmeğine yağ sürmek için birbirleri ile yarışıyorlar.

Zaman zaman da gidip ülkemizi dışarıya şikâyet ediyorlar.

Dünyanın karşı karşıya kaldığı büyük salgınla ilgili olarak takındıkları tavır ortada:

Alem bize gıpta ile bakarken, onlar Türkiye’yi yerden yere vurmak için bahaneler aradılar. Ellerinden gelse korona ile ittifak kuracak bir tavır içine girdiler. Önce, “Türkiye’de virüs yok, para almak için vaka uyduruldu” dediler. Sonra, kendi ülkelerini vaka sayılarını gizlemekle suçladılar.

Hiç biri elini taşın altına koymadı. Hep takoz işlevi gördüler.

Çocuklara hediyeler gönderirken bile “bölücülük” yaptılar. Aleviliği, İslam dışı farklı bir din olarak göstermeye çalıştılar. “Demokrasi sandıktan ibaret değildir” diyerek milleti kışkırtma çabası içine girdiler.

Hiç sıkılmadan halkın temel gıdası olan ekmeği dahi istismar ettiler. Gerçekleri çarpıtıp, bu ülkede “ekmek dağıtma yasağı” olduğu yalanını bile söyleyebildiler.

Birbirinden bağımsız hareketler değil elbette bütün bunlar…

Bunların tamamı ülkesi ile problemli, bu milletin değerleri ile kavgalı kafaların ürünü. Hamlelerin tamamı yapmaya değil, yıkmaya yönelik.

Her seferinde milletin feraset duvarına tosluyorlar ama…

İyi de oluyor, hatta çok iyi!

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Emin PAZARCI