Türkiye İran olmayacak

Okuduğunuz Yazı
Türkiye İran olmayacak

İçerik

İran’da 40 küsur yıllık rejimi sallayan protestoların Türkiye’ye yansımalarını iyi takip etmek lazım.

Hadise, Ebru Gündeş, Gülben Ergen, Nazan Öncel gibi popüler kültür figürlerinin rejim karşıtlarına ardı ardına destek açıklamaları yapması…

“Ulusalcı” takılan bir kadın avukatın takır takır Farsça konuşarak insanları İran Başkonsolosluğu önünde protestoya davet etmesi organizasyonun derinliğine işaret eden çarpıcı ayrıntılar.

Bu ülkenin yakın tarihinde kitlelere “Türkiye İranlaşıyor” yalanıyla korku salanlar asıl tehdidi hep gözlerden ırak tuttu.

90’lı yıllarda Uğur Mumcu başta olmak üzere kusursuz MOSSAD operasyonlarında katledilen aydınların ardından hep İran’ı suçladık. Çünkü bize anlatılan hikayenin giriş-gelişme ve sonuç bölümlerindeki detaylar hep bu ülkeyi işaret ediyordu.

Türkiye İran filan olmadı. Ama koca bir 10 yılı Türk-Kürt, Alevi-Sünni -Laik-Antilaik tartışmalarıyla heba ettik. Bu planı kurgulayanlar enerjimizi çaldı, bizi bir arada tutan, millet haline getiren değerlerimizi hatırı sayılır ölçülerde zedelemeyi başardılar.

Plan demişken… Sadece Türkiye’yi kapsayan bir kurgu değil bu. ABD Eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın 2003 yılında yayımladığı meşhur “Ortadoğu’da sınırları değişecek 22 ülke” makalesindeki yol haritası tıkır tıkır işliyor.

O makaleden sonra Libya-Irak, Suriye’de sınırlar değişti. İran’ı fiilen üçe bölmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Rice’ın makalesinde saydığı 22 ülke arasında Türkiye yok, ama dikkatli olmak zorundayız. Çünkü zafiyet gösterirsek Türkiye’yi Lübnanlaştıracaklar.

15 Temmuz ihanetinin asıl amacı bu değil miydi? Etnik ve mezhepsel kriterlere göre dizayn edilmiş ve 3 parçalı olması öngörülen bir Türkiye hayal etmiyorlar mıydı?

İran ile ciddi sorunlarımız olduğu bir gerçek. Ancak komşumuz olan devletlerden birinin daha küresel akıl tarafından çökertilmesi bu sorunların çok daha ötesinde tehditlerle karşı karşıya kalabileceğimiz anlamına gelir.

Devlet aklının tarihin bu döneminde neden “Terörsüz Türkiye” adımını attığını çok daha net anlayacağımız bir döneme girdik.

Zaman kardeşlik ipine sımsıkı sarılma, etki ajanlarının provokasyonlarına “Dur” deme zamanı.

BOĞAZİÇİ’NDE SIRTINI DUVARA DÖNMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ 

Tam 5 yıl oldu.

Türkiye’nin en saygın üniversitelerinden Boğaziçi’nde Cumhurbaşkanı tarafından atanan rektörü istemeyen bazı akademisyenler 2021 yılının Ocak ayından beri sırtlarını rektörlük binasına dönerek atamayı protesto ediyor!

İstemedikleri rektörün 30 küsur yıldır o üniversitenin bir parçası olduğunu unutarak yapıyorlar bunu.

Onlar protestoya devam etsinler. Boğaziçi’nde işler yolunda.

Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Quacquarelli Symonds (QS) Dünya Üniversite Sıralamaları sonuçlarına göre Boğaziçi Üniversitesi, 1500 üniversite içinde 371.sırada. Yani ilk kez dünyanın en iyi 400 üniversitesinden biri olmayı başarmış.

Boğaziçi deyince akıllara sadece yıllardır devam eden protestolar gelmesin.

Boğaziçi’nde bilim var, ilim var, durmaksızın devam eden akademik çalışmalar var.

Tabii bir de sırtını duvara dönenler.

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Zafer Şahin