Fransa’da Gençler Sokakta: Avrupa’da Öfke Büyüyor mu?
Fransa’da eğitim, Almanya’da askerlik, İspanya’da barınma…Farklı taleplerle sokağa çıkan gençlerin itirazları ortak bir soruyu barındırıyor: Devletler, bizden fedakârlık isterken bize nasıl bir gelecek sunuyor? Fransız liselerindeki hareketin büyüklüğünü ise bundan sonra öğrencilerin yanına kimlerin katılacağı belirleyecek.
Fransa’da okul kapılarındaki protestolar, hükümetin yönetmekte zorlandığı bir siyasi sınava dönüştü. Hareketin merkezinde lise öğrencileri bulunuyor. AFP’ye göre 17 Eylül’de Créteil’deki Saint-Exupéry Lisesi’nde başlayan itirazlar bütün ülkeye yayıldı. 2 Ekim öğle saatlerinde 564 eğitim kurumunda eylem veya aksama bildirilirken, yaklaşık 400 lise kapalıydı.
Öğrencilerin talepleri somut: öğretmen açıklarının kapatılması, kalabalık sınıfların azaltılması, yıpranmış binaların onarılması ve eğitime daha fazla kaynak ayrılması. Uzun ders günleri ile üniversiteye geçiş sistemi de itirazların hedefinde. Okullarda yaşanan aksaklıklar, gençlerin eğitim sayesinde daha iyi bir geleceğe ulaşabileceklerine olan inancını zayıflatıyor.
Eylemlerin 2 Ekim itibarıyla bilançosu ağır: Le Monde’un bakanlıklardan aktardığı verilere göre, pazartesiden bu yana polis tarafından yakalanan 3.178 kişiden 1.793’ü gözaltına alındı. Yalnızca 1 Ekim’de yakalananların sayısı 1.949 oldu. Adalet Bakanı Gérald Darmanin ise 2 Ekim sabahı yaptığı açıklamada, eylemlerin başlangıcından bu yana yaklaşık 2.000 kişinin gözaltına alındığını belirtti.
Gösterilere göz yaşartıcı gaz ve copla müdahale edilirken, polisin güç kullanımı da tartışmaların odağında. Reuters’a göre, polis şiddeti iddialarıyla ilgili dört soruşturma açıldı. Eylemler sırasında bazı okullarda yangın çıktığı ve eğitim çalışanlarının saldırıya uğradığı da bildiriliyor.
Avrupa’daki öfkenin ortak zemini, gençlerin gelecek güvencesini kaybetmesi
Fransa’daki öğrenci eylemleri kadar Avrupa’nın diğer ülkelerinde de aynı dönemde düzenlenen protestolar, gençlerden beklenen fedakârlıklarla onlara sunulan yaşam imkanları arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.
Almanya’da gençler, zorunlu askerlik ihtimaline ve zorunlu askerlik muayenelerine karşı sokaklara çıktı. WDR’ye göre, 25 Eylül’de 80’den fazla şehirde eylem çağrısı yapıldı.
İspanya’da ise tepkilerin odağında konut krizi var. Reuters’ın 2 Ekim tarihli haberine göre, parlamentonun hükümetin konut krizine yönelik düzenlemesini reddetmesinin ardından protestocular, yeniden sokaklara çıkma kararlılıklarını açıkladı. 87 yaşındaki bir kadının evinden tahliye edilmesi de toplumsal tepkiyi büyüten olaylardan biri oldu.
Fransa’da eylemlerin öğrencilerle sınırlı kalmayarak farklı toplumsal kesimlere yayılması mümkün. Öğretmenlerin çalışma koşullarına ilişkin talepleri, öğrencilerin nitelikli eğitim beklentisi ve velilerin çocuklarının geleceğine dair kaygıları ortak bir programda buluşursa hareket daha geniş bir destek kazanabilir.
Kamu çalışanlarının bütçe politikalarına yönelik itirazlarının da bu taleplerle birleşmesi, hükümet üzerindeki baskıyı artırabilir. İlerleyen dönemde işçilerin, çiftçilerin ve ulaştırma çalışanlarının eylemlere katılması da ihtimal dahilinde. Ancak böyle bir genişleme kendiliğinden gerçekleşmez; farklı kesimlerin kendi talepleri doğrultusunda ortak bir mücadelede buluşabilmesine bağlı.
Polisin müdahale biçimi, bu süreçte belirleyici olabilir. Ağır yaralanmalar ve ölçüsüz güç kullanıldığına ilişkin görüntüler, eğitim odaklı protestoları ifade özgürlüğü ve adalet taleplerini de içeren daha geniş bir harekete dönüştürebilir. Buna karşılık şiddetin tırmanması, bazı öğrencileri ve aileleri eylemlerden uzaklaştırabilir; okullara verilen zarar da toplumsal desteği zayıflatabilir.
Bütün bu gelişmeler, Avrupa’nın güvenlik politikaları açısından da önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Devletler, savunma kapasitelerini ve krizlere karşı dayanıklılıklarını artırmaya çalışırken toplumlarının desteğini nasıl muhafaza edecek? Fransa’nın üzerindeki bütçe baskısı, bu soruya yanıt vermeyi güçleştiriyor. Reuters’a göre, 2027 bütçe taslağında eğitim harcamaları için öngörülen yüzde 1,7’lik artış enflasyonun altında kalırken, borç faiz giderleri 74,5 milyar avroya ulaşıyor.
Eğitim ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan kesimlerden, dış güvenlik adına daha fazla fedakârlık beklemek giderek güçleşebilir. Avrupa’nın dayanıklılığı, gençlerine güvenle gelecek kurabilecekleri koşulları sağlayabilmesine de bağlı. Bugün lise kapılarında yükselen itirazların yarın bütçe tercihlerinden savunma politikalarına, hatta seçmen davranışlarına kadar uzanabilecek etkisi tam da bu noktada ortaya çıkıyor.




