“Gezi-Cizre ittifakı”nın şifreleri

Okuduğunuz Yazı
“Gezi-Cizre ittifakı”nın şifreleri

İçerik

HDP ile CHP arasındaki süren ittifak gün geçtikçe daha açık bir nitelik kazanıyor. Yerel seçimlerde uygulamaya koydukları gizli ittifakı şimdi açık, şeffaf bir ittifaka çevirmeye hazırlanıyorlar.

HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, yeni dönemde CHP-HDP ittifakını Türkiye’yi etkileyen iki olay üzerine kuracaklarını duyurdu; bu birleşmeyi kısaca “Gezi ile Cizre ittifakı” olarak tanımlıyorlar.

CHP’nin bu açıklamalara yönelik olumsuz bir tepkisi yok. Kamuoyunun nabzını alıyorlar, şimdilik. HDP’yle ittifak konusu CHP için zaten aşılmış bir durum. Yerel seçim sonuçları CHP açısından HDP’yle ittifak kararını iyice pekiştirdi. Ancak açık ittifak meselesini yol kazasına uğratmadan, doğru adımlarla hayata geçirmek gibi bir niyetleri var.

CHP açısından HDP’yle açık ittifakın İYİ Parti ile arayı açma ihtimali fazla. Bu ilişkileri dikkatli götürmek zorundalar. Aslında HDP’yle ittifakın diğer ayağında Meral Akşener’in İYİ Parti’si vardı. Ama “açık ittifak” konusunun pattadanak gündeme gelmesi mümkün değil. Bu konu biraz ince işçilik gerektiriyor.

Tek başına CHP ile HDP ittifakının sonuç alıcı olmayacağı da ortada. Etkili ve sonuç alıcı bir ittifak oluşması için Gezi-Cizre ittifakının, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Parti ve Ali Babacan ile Abdullah Gül’ün kuracağı yeni partiyi de içine alması lazım. Bu da göründüğünden karmaşık ve son derece zor bir konu.

Gelelim “Gezi-Cizre ittifakı” ismine ya da başlığına. Siyasal bir ittifak için seçilen bu iki kavram Türkiye için “yıkıcı” ve “kanlı” süreçleri simgeliyor. Gezi olayları, Türkiye için öncelikle ekonomik anlamda bir “yıkım” demek. Sosyal ve siyasal yarılmalara katkısı da ayrı bir konu. “Cizre olayları” da “kan”, “terör”, “gözyaşı” ve “acı” demek. Cizre’de açılan çukurlarda Güneydoğu’da ayrı bir yönetim, “otonom devlet” isteniyordu.

Bu iki kavramın tercih edilmesi Türkiye için de ne istenildiğini açıkça ortaya koymaktadır: “Gezi-Cizre ittifakı”nın Türkiye’de istediği kanlı bir yıkımdan başka bir şey değildir. Bu ittifak anlayışının yapıcı, onarıcı, düzeltici, tamir edici; barış ve huzur getiren, geliştiren, ilerleten bir yanı kesinlikle yok.

Cizre deneyimi, Güneydoğu’yu yıkan, altüst eden, katıksız terörü mahalle aralarına, evlere kadar taşıyan PKK-HDP anlayışını yansıtmaktadır; Gezi ise solun anarşist-yıkıcı, dağıtıcı, bozguncu anlayışının açık dışa vurumudur. Bu iki anlayışı HDP ve CHP ittifakında bir araya getirmek, bu yetmezmiş gibi bir de geniş bir siyasal cepheye dönüştürmek olsa olsa Türkiye’yi dinamitlemek olur ki, işlerin o noktaya varacağını tahmin etmiyorum. Türkiye’nin en son isteyeceği şey kendini yeni bir “Neo İttihatçı” ittifaka teslim etmektir. Türk milletinin bu kez böyle bir oyuna göz yumacağını hiç sanmıyorum. Millet, ikinci kez aynı hataya düşmez.

Yazı Hakkında ki Düşünceniz?
Çok Beğendim
0%
Beğendim
0%
Orta Karar
0%
Sevmedim
0%
Hiç İyi Değil
0%
Yazar Hakkında
Kurtuluş TAYİZ
Kurtuluş TAYİZ